Salıncaklar kurdum eskisi gibi,
Gel yine birlikte sallanalım, gel.
Her şey eskisinin aynisi gibi,
Gel eski günlere yollanalım, gel.
Feryat düğüm düğüm sanki dilimde,
Seni sesliyorum Sur 'lar öttürüp
Kalk doğrul yerinden, nazlanarak gel.
Kederli yüzümü bir kez güldürüp
Kalk doğrul yerinden, nazlanarak gel.
Yıkıldı ocağım, bilmiyor musun?
Akılsız başım hep bereket, hep rahmet beklemiş
yüksek tepeleri öpen körpe sabahlardan,
gözlerim yola çıkmış her yolcuyla, sana doğru,
senin için kulaklarım hep kapılarda,
ruhum ne düzlük dinlemiş ne yokuş,
her gelen günü her geçen gün misali tüketmiş yüreğim,
Bu akıp giden su benim,
Sularıyla kayaları yalayan ırmak,
Kanatlarını sularda çırpıp duran kuş,
Bu yokolup gidiş,
Şu savruluş,
Şu bir an sonra bir anı olan zaman,
Allah guvat versin viteslerine,
O karton ecaba firen mi, gapdan?
Yarışa mı çıktın uçak yerine?
Bahdığın yerleri gören mi, gapdan?
Kontrol ettin mi, lastikler nasıl?
Gençliğe güvendim, yıllar götürdü,
Şansıma güvendim, sildi süpürdü,
Bir sevda gönlümü yedi bitirdi,
Şu garip başıma gelene bakın.
Böyle mi solarmış yediveren gül?
Bak nasıl tükendim hayallerinle,
Kaydı gökyüzünden yine yıldızım.
Eğil uzaklardan dokun elinle,
Geceler içinde yapayalnızım.
Rüzgar fısıldasa; sesin diyorum,
FRANSIZ
- 1 -
Fransız kendisinden başkasını beğenmez,
Yetenekli ulustur, “R” ye bir “Re” diyemez.
“Para” lar “Pağa” olur Fransızın dilinde,
Kuşların göçüp gittiği bir sonbahar günüydü,
vakit ikindiden az biraz ileri,
çarşafını sermeye çalışırken akşamın elleri
Fırat ‘la karşılaştım.
Tıpkı sana benziyordu;
yaklaşırken hırçındı, giderken durgun,
İmparatoriçe değilsin,
Çariçe, kraliçe değilsin,
Melike değilsin, sultan değilsin
Ama nasıl bir cansın canlar içinde,
Nasıl bir hanlar içinde hansın,
Bir mavi denizsin dalgaları yosun kokulu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!