Bu gece seni dinledim sabahlara kadar
Bir yaşlı havuzun mermer fıskiyesinde,
Testekerlek bir ay altında.
Sular seni anlattı durdu,
Duru sular, körpe sular, kibar sular.
Yormadan, üzmeden anlatan
Taş doğursaydı anam, beni doğuracağına;
Ben yine seni bilir, seni severdim,
Dayanırdım kahrına taş gibi, anam-babam,
Uğrunda taş taş olurdum,
Aldırış bile etmezdim attığın taşlara,
Varsın bedenim virane olsun,
Sana yakışmayan tek şey ızdırap,
Muzdarip olunca çok soluyorsun.
Betin-benzin uçuk, gözlerin harap,
Sinip sığınacak yer arıyorsun.
Ne gül umurunda ne de karanfil,
Sen benim yeni sevdalandığım değilsin;
Yaratılış ‘ta sevdalandığım sensin, sen,
Tanrı önce beni yaratmıştı yerin çamurundan,
Sonra beklemişti biraz kurumamı
Burnuma kendi ruhundan üfleyene dek,
Sabırsızlığımı hoş görüp izin verdi canlanmama
Çağın önemi yok, akıl bedende,
Kimi buna rağmen kasaya tapar.
Tek Allah var iken koca evrende
Kimi çarmıhtaki İsa 'ya tapar.
Kimi dinsizliği silah edinmiş,
Vaktinden önce iner oldu akşamlarım,
Vaktinden önce batar oldu güneşler,
Denizler vaktinden önce çıkar oldu denizliğinden,
Ormanlar ormanlığından,
Tepeler tepeliklerinden,
Sular suluklarından,
VALİ
1- ÇELEBİ BÖYLE OLUR…
Akşam, serin bir rüzgarla birlikte doğudan batıya doğru ıslıklar çala çala gelmiş, dağda hayvan otlatan çobana sürüsünü toplatmış, onu ılımlı tepelerden düze indirmiş, çoluğa-çocuğa oyunu-moyunu paydos ettirmiş, erkekleri kahvehaneye doldurmuş, kadınları evlere tepmiş, güneşini söndürüp yıldızlarını yakmış, köyü kapkara bir çarşaf gibi sarıp sarmalamış, bellekleri doldurup taşan söylencelerdeki hayalleri uykularından kaldırıp karanlıklara salmıştı.
Yollardan-kervanlardan uzak, sudan-elektrikten yoksun köy; yorgunluğuyla, umarsızlığıyla, dalgınlığıyla, sızlayıp duran kemikleriyle, pul pul dökülmüş etleriyle, kırışık-buruşuk yüzüyle, titreyen bacaklarıyla ve elleriyle, dinlenmek ve kendini dinlemek için silik ve bakımsız köşesine çekilmişti.
Alınmamış dara va mı?
Sarılmamış yara va mı?
‘Zam…’, ‘Zam…’ ama para va mı?
Va mı bunun başka yolu?
Ne yapmışız? Borç almışız,
Gülüm benim,
Gölüm benim,
Van Gölü ‘m! ..
Yine durgun musun hüzünlerimce,
Maviden yeşile dönen renklerinle yine sessiz misin,
Yine öpüp duruyor musun rıhtımın kıyılarını,
Öyle vermişim ki kalbimi sana,
Eriyip eriyip tükeniyorum.
Ne pembe umutlar verdin ki bana
Yıllardır hasrete direniyorum.
Baktığım her şeyde yalnız sen varsın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!