Bu akıp giden su benim,
Sularıyla kayaları yalayan ırmak,
Kanatlarını sularda çırpıp duran kuş,
Bu yokolup gidiş,
Şu savruluş,
Şu bir an sonra bir anı olan zaman,
Gel bana; gözlerim doldu yaşlarla,
Yaralanmış kalbim çırpınışlarla,
Gel bana baharla, körpe kuşlarla,
Gel bana, gel bana, kavuşalım, gel.
Gel bana bir körpe tomurcuk gibi,
Gel bana güneşle, yağmurla gelme,
Çünkü gözyaşların gizli yağmurda.
Bekle, gözündeki yaşların dinsin,
Sen sonra yola çık, şimdilik dur da.
Ben seni çileler için sevmedim,
Konuşan dil oldunsa;
Seven gönül oldunsa;
Kalkmayan el oldunsa;
Gel benimle, gidelim.
Tanıyorsan böceği;
FRANSIZ
- 1 -
Fransız kendisinden başkasını beğenmez,
Yetenekli ulustur, “R” ye bir “Re” diyemez.
“Para” lar “Pağa” olur Fransızın dilinde,
Kuşların göçüp gittiği bir sonbahar günüydü,
vakit ikindiden az biraz ileri,
çarşafını sermeye çalışırken akşamın elleri
Fırat ‘la karşılaştım.
Tıpkı sana benziyordu;
yaklaşırken hırçındı, giderken durgun,
İmparatoriçe değilsin,
Çariçe, kraliçe değilsin,
Melike değilsin, sultan değilsin
Ama nasıl bir cansın canlar içinde,
Nasıl bir hanlar içinde hansın,
Bir mavi denizsin dalgaları yosun kokulu,
Allah guvat versin viteslerine,
O karton ecaba firen mi, gapdan?
Yarışa mı çıktın uçak yerine?
Bahdığın yerleri gören mi, gapdan?
Kontrol ettin mi, lastikler nasıl?
Gençliğe güvendim, yıllar götürdü,
Şansıma güvendim, sildi süpürdü,
Bir sevda gönlümü yedi bitirdi,
Şu garip başıma gelene bakın.
Böyle mi solarmış yediveren gül?
Bak nasıl tükendim hayallerinle,
Kaydı gökyüzünden yine yıldızım.
Eğil uzaklardan dokun elinle,
Geceler içinde yapayalnızım.
Rüzgar fısıldasa; sesin diyorum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!