Uyuyorsun aynen melekler gibi,
Düşlere sığınan bebekler gibi,
Saçların yastıkta ipekler gibi,
Seni seyretmeye doymam, doyamam.
Gül pembesi bir renk sarmış tenini,
Olanak mı vardır seni unutabilmeme?
Dikilmişsin gönlüme Çanakkale Abidesi gibi,
Süleymaniye gibi görkemler içindesin,
Selimiye gibi incelikler,
Fırat gibi güzellikler,
Çukurova gibi bereketler,
Yağmurun damlaları mı, yoksa sen misin
Bu kırık-dökük camlarıma vuran?
Nahar rüzgarı mıdır duvarlarımı okşayan,
Yoksa sen misin?
Açmışım sana ardına kadar kapılarımı,
Girmez misin?
Seni Kaf Dağı ‘nın arkasında arıyorum perilerle,
Saba Melikesi Belkis ‘le arıyorum
Babil ‘in Asma Bahçeleri ‘nde,
Eti, Kalde, Asur, Sümer, Akat topraklarında,
Tendürek, Nemrud, Süphan Dağları ‘nda,
Fırat ‘ın, Dicle ‘nin sularında arıyorum,
Her an, her saniye yakınındayım,
Zaten istesem de uzak olamam.
Bırak da hep böyle yakın olayım,
Sevdimmi severim, oyalanamam.
İster gece olsun, yol ise uzun,
Seni sevmeden önce,
Taştan olduklarını bilmezdim kuştüyü yastıkların,
Bilmezdim yatakların iğneli fıçılara benzediğini,
Yorganın gavur ölüsünden ağır olduğunu,
Gecelerin birer azap,
Birer işkence olduklarını uykuların.
Hakkını helal et; ben gidiyorum,
Artık istesen de kalmam imkansız.
Beni yasa boğdun bayram içinde,
Seninle beraber olmam imkansız.
Kırıldı kanadım dallar üstünde,
Rüzgar esse ürperirsin, solarsın,
Şimşek çaksa çekinirsin, korkarsın,
Akşam olsa için için ağlarsın,
Seni nasıl bırakıp da gideyim?
Sen bir gülsün, özen bekler fidanın,
Seni nasıl özledim beklenen yolcu gibi,
Sanki bir kere görsem dünya benim olacak.
Aşkın ta yüreğimde amansız sancı gibi,
İçerim alevlenip tutuşarak yanacak.
Çıkar mıyım sabaha bu yangın gecesinden,
İlkbaharlar geçti seni beklerken,
Tomurcuk tomurcuk, çekirdek çekirdek ilkbaharlar
Güneşe uyanan körpe topraklarını yanlarında götürerek,
Körpe yağmurlarını bağırlarına basa basa,
Ağlaya ağlaya boz-bulanık sularının ardından
Geçip gitti ilkbaharlar önünden gözlerimin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!