Önümde eski bir meyhane masası olsa;
Masamda bir şişe şarap,
Biraz öte-beri, bir-iki mum,
Nereden geldiği belli bile olmayan bir hüzünlü şarkı,
Biraz renk, biraz karanlık
Ve biraz da senin hayalin olsa;
Çaldım kaderin kapısını sabahlara kadar,
Utanıp açamadı, nicelerine açık duran kapısını,
Bakamadı pencerelerinin perdeleri arasından,
Ne kendisi dışarı çıkabildi, ne beni alabildi içeri,
Saklandı, sindi evinin en görünmez köşelerine,
Sanki beni senim uğruna süründürüp durdu da
İsyan etsem kadere; ne olur ki değişen?
Kadere boyun eğmek zaten olmuş kaderim.
Aşık olup menzile var mıdır ki erişen?
Kadere boyun eğmek zaten olmuş kaderim.
Bir yar sevdim, suçum bu, çile çektim ömrümce,
Yalanlar gülücük haline gelmiş
Pembe dudakların tam uçlarında.
Yüreğim incinmiş ve örselenmiş
O küçük, o körpe avuçlarında.
Bakışı pusudur bakışlarıma,
Kabrime düştü ateş,
Ne el kaldı, ne de baş,
Ayrıldı yavaş yavaş
Et kemikten bir kere.
Derim kurudu, çekti,
Yıldızlarla dolu kubbelerim var gecelerimde;
Bir yanında ay durur,
Bir yanında Çoban Yıldızı,
Saraylarım var çamlardan sisli dağlarda,
Ulaklarım var gecekuşlarından,
Şarkıcılarım bülbüllerden.
Söyler misin ne aradığını, anam-babam
Akıp giden suların ak köpüklerinde?
Ne arıyorsun filizlerinde körpe fidanların,
Suda parıldayan güneş ışıklarında,
Yapraklarla süslenmiş tahta köprülerde
Ve kaypak oluklarında somaki mermer pınarların?
Kalbim perperişan, gözlerim yorgun,
İstersen gülümse, istersen ağla.
Çilelerden yana kalmadı korkum,
İstersen gülümse, istersen ağla.
Tek bir bulut görsem sensin diyorum,
Gözlerinde fecrin körpe uykusu,
Saçların başının sırma puşusu,
Yüzünde rengi var yaz aylarının,
Teninde bir tatlı ıtır kokusu.
Uyu tatlı tatlı, fecire inat,
Birşeye peşinen inanan değil,
Arayan, tarayan, soran iyidir.
Menzili uzaktan seyreden kötü,
Ulaşıp yanına varan iyidir.
Küheylandan güçlü dizgini, gemi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!