Hasret kaldım seni sayıklamaya sabahlara kadar,
Zira; gecelerim zalim, gecelerim uykusuz,
Gecelerim ıssız, gecelerim tatsız-tuzsuz,
Gidip geliyorum iğneli fıçılarda fecirleri beklerken,
Çıkıp çıkıp geriliyorum çarmıhlara,
Karabasanlarımın gölgeleri çullanıyor pencerelerimden
Mehtap altındaki deniz gibisin,
Güneş altındaki billur su gibi.
Bir güzel vecize, bir söz gibisin,
Sana doyamadım işin doğrusu.
Çiçekli bir dalsın su kenarında,
Sana karşı bir körpe gençlik harcadım
Denizdeki güneş pırıltıları gibi,
Sulardan camlara yansıyan
Ve camlarda yanıp yanıp tutuşan,
Lezzetli bir akşam güneşi altında.
Böylesine bir cömertlik görmüş müydün
Kimi nağme edinmiş nağmesini tellerine,
Kimi mızrap edinmiş,
Kimi bir amansız dev edinmiş,
Kimi bir uzak diyar edinmiş,
Bir ben seni can edinmişim kendime,
Bir ben seni ruh edinmişim,
Olmaz her zaman rengi bu alemin pespembe,
Bazan gün ortasında kapkara zindan olur,
Sen salıyı beklerken vurup geçer perşembe,
Varlıklı sandıkların anadan üryan olur.
Yanarsın, üzülürsün geçip giden günlere,
Boyanmamalı kızıla bu gurub, seni anınca,
Yıkanmamalı güneş bu kızıl sularda,
Akşam inmemeli bir tül gibi denize göklerden,
Kanamamalı yüreğimdeki yara, atan nabızlarca,
Yorgun beden nasıl dayansın böylesi hüzünlere
Yıllarca?
Güvercinler gönderdim
Burdan sana günlerdir.
Tek güvercin görürsen
Bil ki; benden haberdir.
Aşka ilaç karetmez,
Yine gözümde güvercinleştin,
Yine akarsulaştın,
Yine bahçeleştin, çiçekleştin,
Güneş olup vurdun yapraklarım arasından çimenlere,
Yine yağmurlaştın pırıl pırıl güneş altında.
Sen benim dünya-ahret sevgilimsin
Pembe yanakların ıslandı yine,
Güzel gözlerdeki yaşlara yazık.
Ne ağla, kederlen, ne üzül, inle,
Boş yere çatılan kaşlara yazık.
Geçen tek günüm yok seni anmadan,
Kırpma gözlerini üstüste yine,
Güzel gözlerinde utanmalar var.
İmrenir ağzının güller rengine,
Körpe dudağında ne yanmalar var.
Saçların güneştir karageceye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!