Bırak saçlarını, savrulup gitsin
Sırma teller gibi fırtınalarda.
Elele, başbaşa, gönül gönüle
Gidip arayalım binbir baharda.
Ardından bir tatlı ağıt yakalım,
Her akşam
Yosun kokulu denizde ıslatıyorum saçlarını,
Gurubun renkleriyle tarıyorum,
Çam kokuları serpiyorum tellerine,
Yıkıyorum yüzünü rengarenk gece ışıklarıyla,
Mehtaplı harmanilere sarıyorum körpe bedenini,
Her bahar akşamı gözlerim dolar,
Yaşlar yanağıma süzülür gider.
Ayrılık hep seni aklıma salar,
Çırpınan yüreğim ezilir gider.
Bayramlar çoğaltır elemlerimi,
Kemiğimsin, etimsin,
Tadımsın, lezzetimsin,
Sen bensiz bırakılmış
Bir körpecik yetimsin.
Bin yıl görsem doyamam,
Kumlar altın tozu mehtap altında,
Deniz bir atlastan şala benziyor,
Hayalin geliyor bir at sırtında,
Her gün sahillerde gece boyunca.
Saçların karışmış at yelesine,
Bu ümitsiz aşktan bana tek kalan
Yalnız hıçkırıktan, yaştan ibaret.
Her yeminin yalan, her sözün yalan,
Kalbin de gönlün de taştan ibaret.
Tanrı böyle yazmış bu kaderimi,
Kolay değil yaşamak sensiz kalabalıklarda,
Yalnızlığımı söylerim, deliden sayarlar eloğulları
Susarım, dilsizden sayarlar,
Gülerim, kınarlar,
Ağlarım, gülerler,
N ‘eyleyim ki; sevdalıya ‘Mecnun’ demeye alışmış
Dün eve bir hırsız girmiş bacadan,
Hırsız bizim evde nah bunu buldu.
Çok şahane dersler almış hocadan,
Hırsız bizim evde nah bunu buldu.
Dolaba, sandığa bilmem neylemiş,
Heybende neyin var? Bir göster hele,
Karanlığa karşı fenerin var mı?
O eski heybeyi çevir, silkele,
Herhangi bir babda hünerin var mı?
Var mı bir ilimden bir-iki tadım?
Kara bulutlarla örtüldü dünyam sabah sabah,
Durgun suya atılan taş gibi düştün aklıma,
Halka halka yayıldın hücrelerime kadar,
Dokunduğun yeri alevler içinde bırakarak,
Yine eline-ayağına düştü yüreğim
Yanarak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!