Saçın ihtişamlı bir köprü gibi
Bağlıyor kalbimi ufuklarına.
Yağmur ay altında çiseleyerek
Nemlilik veriyor dudaklarına.
Sanki tül ardında kalmış gibisin,
El çek artık yüreğimden, gönlümden,
Ola ki ben dertsiz bir gün görürüm.
Dünya alem şikayetçi dilimden,
Sular gibi akıp gitti bu ömrüm.
Kalbim nasıl Geçiverdi eline,
Bir denizsin kumsalda,
Bir mehtapsın sandalda,
Parlıyorsun kumlarda
Tozu gibi altının.
Cefadan hiç bıkmazsın,
Vay canına yandığımın karasevdası,
Bula bula bir beni mi buldun bu koskoca dünyada?
Ben seni bir eski çağın bir eski masalı sanırdım,
Kendimi Kerem ‘in yerine koyar koyar
Utanırdım.
Güler geçerdim o abartılmış pençelerine,
Kanama yüreğim, kanama,
sen onun umurunda bile değilsin,
o bir zulüm prensesi,
köşkü ateşlerden, sarayı hışımlardan yapılmış,
gaddarlıklar nöbet tutar kapılarında pürsilah,
çilelerimiz nimet niyetine sofrasında,
Yine yaralandı yorgun yüreğim,
Kapandı kapılar yine yüzüme.
Devrildi sandalım, koptu küreğim,
Kapandı kapılar yine yüzüme.
Hayalin yükünü gözler çekiyor,
Söyler misin ne aradığını, anam-babam
Akıp giden suların ak köpüklerinde?
Ne arıyorsun filizlerinde körpe fidanların,
Suda parıldayan güneş ışıklarında,
Yapraklarla süslenmiş tahta köprülerde
Ve kaypak oluklarında somaki mermer pınarların?
Kalbim perperişan, gözlerim yorgun,
İstersen gülümse, istersen ağla.
Çilelerden yana kalmadı korkum,
İstersen gülümse, istersen ağla.
Tek bir bulut görsem sensin diyorum,
Gözlerinde fecrin körpe uykusu,
Saçların başının sırma puşusu,
Yüzünde rengi var yaz aylarının,
Teninde bir tatlı ıtır kokusu.
Uyu tatlı tatlı, fecire inat,
Birşeye peşinen inanan değil,
Arayan, tarayan, soran iyidir.
Menzili uzaktan seyreden kötü,
Ulaşıp yanına varan iyidir.
Küheylandan güçlü dizgini, gemi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!