İsmet Barlıoğlu Şiirleri - Şair İsmet Ba ...

İsmet Barlıoğlu

Sönmüyor kalbimde uç veren yangın
kaldıkça böyle ben senden uzaklarda,
başıma yağmaya başlayan körpe yağmurlara rağmen.
Alevler içindeyim, ateşler içinde,
ayrı ayrı yerlere atılıp dağıtılmış zerrelerim,
bir baksana;

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

İHTİYAR

Mahmur tepelerin üstlerinden yükselen körpe sabah güneşi, o büyük kalabalıkla karşılaşınca gözlerine inanamadı.
Ortalık ana-baba günüydü. Kentin tek alanında mahşeri andıran bir kalabalık vardı.
Caddeler, sokaklar, mağazaların, dükkanların, evlerin önleri, kapıları, balkonları, pencereleri, duvarların üstleri, ağaçların dalları insan doluydu. Sevinç çığlıkları, haykırışlar, bebek ağlamaları, mantar tabancası sesleri ve maytap cızırtıları damlarda koşuşan kedi miyavlamalarına, ağaçlardan ağaçlara uçuşan kargaların kanat seslerine ve yaygaralarına karışmaktaydı. Kimse kimsenin umurunda değildi. Kimse kimseyi horlamıyor, kimse kimseyi ayıplamıyor, kimse kimseyi ele alıp yere vurmayı aklından geçirmiyordu. Kalabalık arasında her yaşta, her başta, her nitelikte, her kılıkta insan mevcuttu. Kimi kadınların üstlerinde rengi atmış ve kısalmış gecelikler, kimi erkeklerin altlarında paçalarından bağlı uzun donlar, kimilerinin sırtlarında giyilmeden omuzlara atılmış paltolar, kimilerinin ayaklarında terlikler, kimilerinde tek eş ayakkabılar ve kimilerinde de takunyalar göze çarpmaktaydı. Bazılarının geceyi henüz tüketememiş oldukları ceketli-pantolonlu-gömlekli-kravatlı-kunduralı hallerinden anlaşılmaktaydı.
Körpe sabah güneşinin serin ışıkları altında evler, dükkanlar, mağazalar, caddeler, sokaklar, ağaçlar, şuraya-buraya uçuşan kuşlar ve insanlar yavaş yavaş geceyi soyunmakta, gündüzü giyinmekteydiler.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

İlişmeyin hayallerime…
Bırakın, dolaşıp dursunlar evimde,
Sağımda, solumda, önümde, arkamda, heryanımda,
Gezinsinler şekil değiştiren bulutlar misali,
Sigaramın dumanı gibi yükselip değsinler tavanlara,
Ben ancak onlarla değip dokunabiliyorum

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Geçti ömrüm çilelerle,
İlk defadır mutluyum ben.
Yenilmiştim hilelerle,
İlk defadır mutluyum ben.

Ne tutuşup yanıyorum,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Abartmadan İlk Kurtuluş

Bahçede, bembeyaz çiçekler açmış olan meyve ağaçlarının bayramı vardı. Körpe kuşlar ağaçtan ağaca, daldan dala atlayarak cıvıldaşıyor, rengarenk kelebekler çiçekten çiçeğe uçuşuyor, altın renkli arılar güneşi kanatlarında taşıyarak vızıldaşıyorlardı.
Ev tek katlı, tek pencereli, sarı duvarlı ve kırmızı kiremit çatılı olup duvarsız ve çitsiz bir bahçenin ortasına oturmuş, dörtbir yanından da çiçekli dallarla çevrilmişti. Meyve ağaçlarının baharla öpüşen beyaz çiçeklerle süslü dalları evin sarı yanaklarını okşamaktaydı. Tek kanatlı kırmızı kapı olanca cömertliğiyle bahara açılmıştı. Kapının önünde beyaz çakıllarla döşenmiş geniş bir taraça yeralmaktaydı. Önündeki havuzun kemerli taşlarına serçeler konup konup kalkıyorlardı. Havuzun ötesindeki toprak yol, çiçeklerle bezenmiş bahçe duvarlarının aralarından geçip anayola doğru uzaklaşıyordu. Evin önündeki meyve ağaçlarından birinin altında tütün saran bir adam vardı. Üstü ıspanak demetleriyle dolu olan dört tekerlekli işporta arabasını, kolayca görebileceği bir yana bırakmış, arka tekerleklerinin önlerine irice taşlar koymuş, kendisi de bir gölgelikte çömelmişti. Tütününü sararken arada bir başını yukarı doğru kaldırıp “Ispanağım vaaar… Körpe, yeşil ıspanaklarım vaaar…” diye bağırıyordu. Az ötelerde bürüklü, şalvarlı bir kadın, iri iri bakır bakraçla biryerlere su götürmekteydi.
Yaldızlı bir ikindi güneşinin ışıklarına gömülmüş olan taraçada dört-beş çocuk konuşuyor, bağrışıyor, gülüşüyor ve okulsuz geçen bir günün yaramazlıklarını paylaşıyorlardı.
- Dört kere dokuz otuzaltı eder akıllım. Dokuz kere dört de öyle. Ben ezbere bilirim kerrat cetvelini. Ezberleyip ezberlemediğimi öğretmenimiz her gün kontrol ediyor.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

İlk Bayrak Çekiş

Alanın ortasında elips biçiminde büyük bir havuz vardı. Pürüzsüz kemerli taşlarla çevrilmişti, dupduru suyla doluydu ve oniki fıskiyesinden göklere doğru incecik sular fışkırmaktaydı. Beş-altı metre genişliğindeki beton turnike taş döşeli dönel kavşakla birleşmişti. Havuzun dört ayrı yönündeki dört geniş, ağaçlıklı cadde burayı kentin dört ayrı yönüne bağlamaktaydı.
Ilık ve solgun bir sonbaharın bir 29 Ekim gününde törenlerle kutlanacak olan Cumhuriyet Bayramı ‘nda ortalık ana-baba gününü andırmaktaydı.
Havuzun çevresi, tribünler, caddeler, sokaklar, yapıların önleri, kapıları, pencereleri, balkonları, damları-çatıları, kaldırımlar, bahçe duvarları, ağaçların dalları, direkler dizi dizi, avuç avuç, salkım salkım, bölük bölük, hevenk hevenk insanlarla doluydu. Yükseklere iplerle asılmış boy boy, renk renk, biçim biçim yazılı bezler, rengarenk kağıt fenerler, renkli kağıt zincirler, kordonlar, kurdelalar, balonlar alanı bir baştan bir başa süslemişlerdi. Lambalı-lambasız direkler ve ağaçların uzun gövdeleri süslü kuşaklar içindeydi. Havada rengarenk çiçek yaprakları, rengarenk balonlar, rengarenk pullar uçuşuyordu. Ötede-beride patlatılan oyuncak tabancaların ve sürtülen maytapların sesleri kalabalığın uğultusuna karışmakta, çocuk sesleri, haykırışlar, seslenmeler ve sevinç çığlıkları yeri-göğü inletmekteydi.
Tribünler kentin sivil ve asker büyükleriyle doldurulmuştu. Kadınlı-erkekli, gençli-yaşlılı kalabalık törenin bir an önce başlamasını bekliyordu.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Kulağım çınladı, gözüm seğirdi,
Hayırdır inşallah, senden haber var.
Saksağan camlara gelip bağırdı,
Hayırdır inşallah, senden haber var.

Rüyamda bir ırmak gördüm, akıyor,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Yine estin başımda kavakyelim,
Yine sızladın yüreğim, derinimde,
Yine gözümde yarimleştin düşüncem,
Ben bu gecemi nasıl geçireceğim burnum sızlayarak,
Gözlerim yaşlar içinde, nasıl geçireceğim
Böyle bir başıma dört duvar arasında?

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Bırak saçlarını, savrulup gitsin
Sırma teller gibi fırtınalarda.
Elele, başbaşa, gönül gönüle
Gidip arayalım binbir baharda.

Ardından bir tatlı ağıt yakalım,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Her akşam
Yosun kokulu denizde ıslatıyorum saçlarını,
Gurubun renkleriyle tarıyorum,
Çam kokuları serpiyorum tellerine,
Yıkıyorum yüzünü rengarenk gece ışıklarıyla,
Mehtaplı harmanilere sarıyorum körpe bedenini,

Devamını Oku