Yine titreyişler içinde yaralı yüreğim,
Yine hep o yara ılgıt ılgıt kanayan,
Yaşlar içinde yine gözlerim,
Yüzüm, yanaklarım,
Yine döndürmeye başladı başımı karasevdam,
Kapandı yine kapılarım, pencerelerim yüzüme,
Karasevdan güneşi güneş yapan şey,
denizi deniz yapan,
suyu su yapan,
alkanlar içindeki gurubu kutsal bir tabloya çeviren,
rüzgara rüzgar, yağmura yağmur tadı veren şey.
Seni seversem esip gidebiliyorum rüzgarla,
Çalınca düdüğü böyle trenler
Sanıyorum yine uzaklardasın.
Korkuyorum dönmez çekip gidenler,
Çünkü hasret dolu dudaklardasın.
Bakınca çocuklar hep gülücükle,
İnce, uzun bir yolda değilim,
Gitmiyorum gündüz-gece,
Eskimiş bir tahta köprünün tam ortasındayım.
Geriye gidemem, menzil uzun,
Gözüm kesmez.
İleriye gidemem, yolum tükenir.
Sakın hiç kimseyi hafife alma;
Ummadığın taşlar ne başlar yarar.
Batacak sandalı ummana salma;
Ummadığın taşlar ne başlar yarar.
Kola her takılan kolçak değildir,
Çiçeklerimin rengi kalmamış,
Ballarımın, kaymaklarımın tadı,
Bulutlarımdaki güzellik
Ve güneşlerimin o eski yaldızı,
Mevsimlerimin ne kışları eskisi gibi,
Ne yazı.
Gel bugün bir yana bırakalım Kerem ‘le Aslı ‘yı,
ateşle, dumanla, külle uğraşmayalım,
serpelim sevimsiz ayrılıkları dağa, bayıra,
kucaklaşalım.
Sevdiler, sevildiler dedirtelim
eloğullarına, elkızlarına.
Mehtabın tadı-lezzeti kalmamış,
Denizin öyle,
Martıların öyle,
Sanki soluk alıyorum çamlar arasında, havasız,
Sanki fıkır fıkır kaynayan kaynak başındayım, susuz
Veya uykusuz, derin derin gafletler içinde,
Bu kadar mı beter edermiş insanı karasevda?
Seleyi suya, umutlarımı yele vermişim.
Zikrine gönül veren,
Rabb ‘ine can adayan
Dervişlere dönmüşüm;
Acılarım başlar körpe sabahlarla,
Bu sabah güneş yine sensiz doğdu,
Yine sensiz vurdu pencereme, kapıma.
Ne çimenlerde o eski canlılık,
Ne çiçeklerde o eski heyecan,
Ne de yeni bir güne başladı benim için
Yaşam.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!