Seni niye yumak gibi almışım ellerime?
Niye çözüp durmaya çalışıyorum tel tel?
Niye böyle başım kurtulamıyor çilelerden?
Kederden, hüzünden, acıdan,
İnsan kalkıp yol mu esirger, anam-babam
Yolcudan?
Dışım elleri yakıyor, içim beni,
Çünkü içime akıtıyorum gözyaşlarımı.
Kan kussam;
Kızılcık şerbeti içtim diyorum,
Dıştan gülüyor, içten inliyorum,
Eller sanır ki; beklediğim çıkagelmiş,
Utanma; güzellik kusur değil ki,
kusur değil ki insanın ceylandan güzel olması,
kapkara kirpiklerin bir nazlı kırpılması,
pırıltılar dolaşması o nazlı gözlerde,
uçuşması rüzgarda sapsarı saçların,
denizden yeni çıkmış sedefi andırması ellerin,
Mazi falan özlemem;
Yaşadım gençliğimi.
Kedere boyun eğmem;
Yaşadım gençliğimi.
Günlerim gün gibiydi,
Ey yaşam…
Niye böylesine kutsalsın?
Neden hiçbir şeyde yok sendeki lezzet?
Ne balda, ne kaymakta,
Bazen bir küçücük gülücük olup
Kalmana karşın
Delice korkuyorum bir gün gidersin diye,
Beni böyle bırakıp bir başıma burada.
Geçmekten korkuyorum bu andan ileriye,
Yaşamak istiyorum seninle bir arada.
Hiçbir şey yok gözümde, ne maddi, ne manevi,
Çoluk-çocuk hep borçluyuz,
Yaşamak mı lan bu, Emmi?
Suçlulardan da suçluyuz,
Yaşamak mı lan bu, Emmi?
Para alır, gün sayarız,
Bir adım daha at, bayram önünde,
Öyle mahzun kalma o yas gününde,
Bir aşk yaşayalım elin elimde,
Dile destan olsun herbir anımız.
Belli olsun neyse ömrün değeri,
Gidişin olmasın ebedi asla,
Ben sonsuz özlemler taşıyamam ki.
Mahvolur ölürüm o büyük yasla,
Sensiz baharlarda yaşayamam ki.
Yanar yıkılırım Kerem 'den beter,
Sevilmemek ne zormuş sevilen tarafından,
Yüreği hor görülmüş, tutup atılmış gibi.
İnsan utanır durur kendi itirafından
Sanki artık gönlüne olanlar olmuş gibi.
Ne gecede tad kalır, ne de günlerde lezzet,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!