Hakkını helal et; ben gidiyorum,
Artık istesen de kalmam imkansız.
Beni yasa boğdun bayram içinde,
Seninle beraber olmam imkansız.
Kırıldı kanadım dallar üstünde,
Rüzgar esse ürperirsin, solarsın,
Şimşek çaksa çekinirsin, korkarsın,
Akşam olsa için için ağlarsın,
Seni nasıl bırakıp da gideyim?
Sen bir gülsün, özen bekler fidanın,
Seni nasıl özledim beklenen yolcu gibi,
Sanki bir kere görsem dünya benim olacak.
Aşkın ta yüreğimde amansız sancı gibi,
İçerim alevlenip tutuşarak yanacak.
Çıkar mıyım sabaha bu yangın gecesinden,
İlkbaharlar geçti seni beklerken,
Tomurcuk tomurcuk, çekirdek çekirdek ilkbaharlar
Güneşe uyanan körpe topraklarını yanlarında götürerek,
Körpe yağmurlarını bağırlarına basa basa,
Ağlaya ağlaya boz-bulanık sularının ardından
Geçip gitti ilkbaharlar önünden gözlerimin,
Buğdaylar boy attı başak içinde,
Yamaçlar çiçekten kuşak içinde,
Bulutlar denizden döşek içinde,
Seni bekliyoruz hepimiz birden.
Rüzgar çayırlarda esip duruyor,
Sen bebeksin, sedef gibi yüzün var,
Tatlı fakat noksan noksan sözün var,
Seni sevdim, yüreğimde hüzün var,
Ömür boyu sevsem seni az gelir.
Giydiklerin ipek değil, çul olsa;
Ağzım, dilim nasıl bendense;
Gözlerim, dudaklarım;
Ellerim, ayaklarım;
Gönlüm, ruhum nasıl bendense;
Sen işte öyle bendensin.
Atsam atamam,
Boşadır bu köşkler, kervansaraylar,
Kurduğun düzeni saltanat sayma.
Ömrü tüketiyor bu geçen aylar,
Koyduğun noktayı kainat sayma.
Sana denildi ki; bin kere şükret,
Ben şehidim.
Gömülmüşüm bu kutsal topraklar için
Karatoprağa,
Anlatılması olanaksız özlemler içindeyim
Güneşe, yağmura, dala, yaprağa
Ve henüz körpe baharlar içindeki gençliğime.
Basmaya korkarım ayak toprağa;
Bu toprak altında şehitlerim var.
Şan, şeref işlemiş dala, yaprağa;
Bu toprak altında şehitlerim var.
Bu Ali, bu Halil, bu Mehmet, Dursun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!