Uyuyorsun aynen melekler gibi,
Düşlere sığınan bebekler gibi,
Saçların yastıkta ipekler gibi,
Seni seyretmeye doymam, doyamam.
Gül pembesi bir renk sarmış tenini,
Olanak mı vardır seni unutabilmeme?
Dikilmişsin gönlüme Çanakkale Abidesi gibi,
Süleymaniye gibi görkemler içindesin,
Selimiye gibi incelikler,
Fırat gibi güzellikler,
Çukurova gibi bereketler,
Yağmurun damlaları mı, yoksa sen misin
Bu kırık-dökük camlarıma vuran?
Nahar rüzgarı mıdır duvarlarımı okşayan,
Yoksa sen misin?
Açmışım sana ardına kadar kapılarımı,
Girmez misin?
Seni sevmek bağda uyumak gibi,
Bir çam ormanında solumak gibi,
Sesin çağıldıyor rüzgar içinde
Yüksekten dökülen bir ırmak gibi.
Seni sevmek benim her günkü işim,
Seni sevmeden önce,
Taştan olduklarını bilmezdim kuştüyü yastıkların,
Bilmezdim yatakların iğneli fıçılara benzediğini,
Yorganın gavur ölüsünden ağır olduğunu,
Gecelerin birer azap,
Birer işkence olduklarını uykuların.
Sen bebeksin, sedef gibi yüzün var,
Tatlı fakat noksan noksan sözün var,
Seni sevdim, yüreğimde hüzün var,
Ömür boyu sevsem seni az gelir.
Giydiklerin ipek değil, çul olsa;
Ağzım, dilim nasıl bendense;
Gözlerim, dudaklarım;
Ellerim, ayaklarım;
Gönlüm, ruhum nasıl bendense;
Sen işte öyle bendensin.
Atsam atamam,
Sen benim dünümdesin, anam-babam,
Dünüm benim her günümde bugünüm,
Yarını olmayan yollara düşmüşüm bugünümde,
Bugünler içinde seni arıyorum bugün bugün,
Gün gün,
Sata saat,
Farzet ki gözlerin değil kapkara,
Sen benim gözümle seni görsene.
Gönlüm meydan okur ayrılıklara,
Sen benim gözümle seni görsene.
Olmasın kalbinin farzet kararı,
Sen çimen üstünde bir çiğ damlası,
Ben çiğle çimenin yorgun hastası,
Gülüşün kalbimin tek sadakası,
Ömrümce dilensem doyar mıyım ki?
Sen durgun denizde bir altın mehtap,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!