-I-
Yağmur ormanlarının yüzeyine kar düştü
Belirdi yanağında bir günahın gamzesi
Badesine sıkılmış gözyaşıydı mezesi
Gözlerinin narından yüreğime har düştü
-1-
Kesildi sensiz yağmur, yurduma kurak düştü
Yağmur, giderken sanki gözlerini de aldı
Hayat memat arası mesafeler kısaldı
Gözümden sakındığım, gönülden ırak düştü
-1-
Kuraklıktan çatlayan toprağa maraz düştü
Rahmete küfredenler çaldı bereketini
Kim ödeyecek onca yetimin diyetini
Gene güçsüze dua, güce imtiyaz düştü.
Bir yol, el etti bana, uzunca ve daracık
Tınısı can yakıcı bir memleket türküsü
Dilenci bir annenin kucağındaki çocuk
Asırlardır dinlenen bir türkünün öyküsü
Yaratılalı beri ayağa düştü cennet
Göğsümde eski bir şarkı çalıyor
Gözlerim dalıyor fizana doğru
Bir ülküm var beni benden alıyor
Koşuyor atlılar meydana doğru
Ilık bir rüzgar gibi nefesi şu dağların
Bak işte tam şurası çocukluğumun ahı
Bak işte şu bayırda kırmıştım umudumu
Şu dağlardan doğardı her gecemin sabahı
Kağıt kalem verdi bu dağlar bana
Yoksul düşlerime ilham oldular
Kah yaren oldular kahi yar bana
Çırçıplak dünyama ihram oldular
Çocuktum, yalnızdım, bu dağlar vardı
Gökyüzü neden solgun bu kadar, kim ne yaptı?
Sararmaya başlayan bulutların derdi ne?
Ağlıyor sanki yer yer semanın yedi katı
Ağlıyor sanki gökler bulutların derdine
Anlayamadık oysa yağmurdaki sanatı
Çaresiz de, yoksun de, beni hain belleme
Ben en çok yüreğime ihanet ettim Cana!
Bıraktığın beni gör, ötesini elleme
Ben eski ben değilim, sen yoktun, yittim Cana!
Ben aşk diye pişmanlık taşıyorum koynumda
Pişmanlığı koynumdan çekip öyle gitseydin
Bir cuma akşamının ıstırabı boynumda
Tüm cumartesileri yakıp öyle gitseydin
Eyvallah gidecektin, sağır sultan da duydu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!