Bir düş gibi rengini saklıyorsun geceden
Sustuğun her dakika hepimiz susuyoruz
Gecenin kalbine sen şüphe koydun inceden
Biz rüyayı gerçekten sıyırıp kusuyoruz
Biz Ateşin karanlık derdiyle üşüyoruz
Utanıyorum ve hatta korkuyorum
Ya Kahhar diyesim var, diyemiyorum
Utanıyorum ve hatta korkuyorum
Kafirlerden önce kahrolmaktan
Filistinli bir çocuğun kanlı gömleğine ilişiyor yeryüzünün tüm sahte güzelliği
Annem gibi kokuyor gülüşlerin ey zaman
Bir kurşun suretinde ömrümden geçiyorsun
Sen güldükçe yakıyor gülüşlerin ey zaman
Bazen tanımıyorsun önümden geçiyorsun
Adını bilmediğim yaralar açıyorsun
Yalnızlığın tarihi serüveni içinde
Düşünceye saplanmış sivrisinek edasıyla
Bir böceğin sürüklediği dışkıyla yuvarlanan
İnsanlar tanıyorum
Bir serçe kanadının hayaline kapıldı
Yusufçuk uçmayı da biliyordu üstelik
Büyüdü günden güne gönlündeki incelik
Çarkıfelek döndükçe bam teline kapıldı
Belki de aşk adının hayaline kapıldı
Ne bağ tanır ne çiçek yusufçuk yabanidir
Kalbini parçalamış gezdiği iniş-yokuş
Sükuta altın deyip lal olmuştu hanidir
Gözyaşına karışıp uçuşan onlarca kuş
Kanadına serpilen umutlar insanidir.
Başa tac edince ucubeliği
Başı da tacı da murdar ettiler
Konuşuyor dilin yok ki kemiği
Dili kalp işinde tüccar ettiler
Onur üç kağıdın eline düştü
Gerçeğini bilen kim, kalbine kim dokundu?
Her sızı, her ürperti bir cevap değil midir?
Seni değerli kılan ne rengin ne kokundu
Doğarken kulağına ezan, neden okundu?
Yarın için düş kurmak inkılap değil midir?
Güvercinler uçuyor sanırdım ben orada
Nazenin gökte hüzün bulutta kan mı kaldı?
Yoksa bir günahsızın günahını aldı da
Kalbine lal mı vurdu, dilde yalan mı kaldı?
Mümin görünür göze hoşça bakılan kafir
Zakirin su-i zanla zikri küfür gibidir.
Beyindeki nasırdır düşüncemizdeki kir
Cahil için alimin fikri küfür gibidir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!