Ve gittin, gidişin aleme yüktü
Gözlerde yolculuk telaşı kaldı.
Bıraktığın boşluk senden büyüktü
Tabutuna sığmaz naaşı kaldı.
Kısaldı, tebessüm dolu zamanlar
Yolcusuyuz alemin bugün var yarın yokuz
Bir gün deniz üstünde, bir gün semada gülüm.
Yaşıyoruz hallice, bir gün aç, bir gün tokuz
Bazen yedi canlıyız, bazen komada gülüm.
Yürüyoruz, önümüz ardımıza gebedir
Küstüm ben dilimin döndüğü çarka
Fikir benim ama söz benim değil
Aklım da şaşıyor bu kadar farka
Bakış benziyor da göz benim değil
Ne gözden ötesi ne gönül hüznü
Yürüdüm, daracık bir sokakta ben
Ardımda yolları virane gördüm
Pencereler vardı kah elim kah şen
İçinde insan yok kaç hane gördüm
Haftanın her bir günü kırılan bir kalp oldum
Yorgun pazartesiler biriktirdim sevgili
Söndürdüm gökyüzünde her gece bir kandili
Her seher bir denizin rüzgarıyla savruldum.
Yorgun pazartesiler biriktirdim sevgili
Cümle dil ucumda kelime noksan
Nokta koyacağım yer belli değil
Ecnebi üslupta tanıdık aksan
Genç konuşur ne der belli değil
Hangi iplikçiden aldık bu ipi
Henüz bitmedi hayır, hala yüklü bulutlar
Ağarmış saçlarımın anlatacakları var
Tel örgülerle değil, kanla mahsur hudutlar
Saçımdaki her telin bu aşkta hasarı var
Sustum lakin çok sözden derin çoğu sükutlar
İnsan değil sevgili, dağ da kavuştu dağa
Güne ömür, geceye asır sığdı, gelmedin.
Üflenmeden, ölüler bir bir kalktı ayağa
Maveradan ufkuma yıldız yağdı, gelmedin
Gök elimden tutardı, dağ bırakmazdı beni
Kuyuda bir çocuğun vaveylası olsaydım
Su boğardı belki de ateş yakmazdı beni
Karınca dudağında su damlası olsaydım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!