Akıl ne der bilemem, lakin yürek hep aynı
Aynı hamam aynı tas, aynı ritim aynı haz!
Akıl sarsa da kalbi, gönül dinlemez beyni
Felekten gün çalmaktır, cırcır böceğine yaz!
Güneşe meydan okur ayın karanlık yüzü
Gayrı acıları kant içer olduk,
Oturmaz yüreğe gözlerin demi.
Hangi kaf dağında zirve, mutluluk?
Cennette mi acep, gözlerinde mi?
Yokluğun ölümse bana güzelim
Sen ağlama yar!
Ağlasın dağlar,
Devrilsin, zirveleri eteğe.
Ağlasın, Fırat’ın ötesi ve berisi,
Ağlasın, Kaf Dağı’nın ardı,
Ağlasın, yerin yedi kat altı,
Ne güzel gitmiştin oysa.
Kanamalarım olmuştu doğum sancısını muştulayan.
Yalnızlığı, ateş pahası olduğu dönemlerde almıştım halbuki.
Ne güzel bakmıştım ardından
Başkasının kollarına yakışmayacağını bile bile
Ve ne güzel ağlamıştım.
Sana çirkin dediler birkaç resmine bakıp
Beynimden vurulmuşa döndüm neredesin yar?
Gitmeseydin ya keşke beni mahzun bırakıp
Sen gel yeter, tüm âlem bana çirkin desin yar!
Sevda iki hece, beş harftir gülüm,
İlk harfinde SADIK olmak gizlidir!
Ezber bozar, yaşama karşı ölüm
Her nefeste, kara toprak gizlidir!
İkinci harf EMANETi vurgular,
Dinleyin ey ergenler bir masal anlatayım,
Siyah aşklarınıza birazcık renk katayım.
-I-
Bir zamanlar köyümün toy bir delikanlısı;
Biraz garip, biraz saf, biraz hırçın ve asi…
Yaşayarak öğrendim ihanetin adını.
Kimseye değil artık yüreğime lanetim.
Meğer onca zamanda kendime ihanetim.
Onca zaman boşuna yük etmiş bir kadını...
Yüreğim, ah yüreğim, nereye atsam seni?
Ey gül yüzlüm, hasretim, ahu gözlüm nazlı yar!
Sen ki hala içimde küt küt atana cansın…
Ben ki gözyaşlarına sebep, sefil, günahkâr,
Tek damla gözyaşına tüm organlarım yansın!
Ey sevgili, maralım, huş bakışlım, didarım!
Ergen bir tay misali gezdim de yılkı yılkı
Dağlar benim olsa da anladım ki iş değil
Yüreğimde kızıl köz, dudakta hüzzam şarkı
Hakikate yol aldım; hayal değil, düş değil!
Ne hakikatler gördüm; yalan yalan içinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!