Ben ki şairim, son kez tutmalıyım elini
Karışmalı kanıma avuçlarının teri
Nefesin her atımda yeni bir can veriyor
Yıldızların, nurunla kamaşıyor gözleri
Aşıkların derdinle geceden gün deriyor.
Demiri tavında işleyen kimdi?
Baharı yağmurla besleyen odur?
Ölürken cenneti düşleyen kimdi?
Yaşarken kalbini süsleyen odur?
Pas tuttu demir
Beni en sevdiğim türküler yaktı
Bizim havalarda hasta oldum ben
Kime ne diyeyim, ne gelir elden
El değil ki anam öksüz bıraktı
Beni en sevdiğim türküler yaktı
Gözlerin tanıdık, uzak değiller
Kazıdım gönlüme bakışlarını
Ya gül goncaları ya karanfiller
O gözler, umutla düşler yarını
Resmettim duvara tebessümünü
Kendimi anlatmayı sevmedim bir dem olsun,
Yüreğimi bir nebze bilenler tanır beni!
Ayırmam siyah beyaz, yeter ki âdem olsun
Haneme çay içimi gelenler tanır beni!
Severim tüm renkleri, maviyi ise başka
Yorulmuş bir kalbin içinde sızı
Zamanla insanı taşa çevirir
Feryadın suskunu, derdin ıssızı
Bahar mevsimini kışa çevirir
Ötüşen serçeler gibi kırılgan
Gözlerin ürperiyordu karşımda
Bakışına sinmiş kaç inci mercan
Kaç güvercin kalbindeki heyecan
Bilsen/ belirirdi yanıbaşımda
İyi insanlar vardı, birer birer gittiler
Topyekûn sükut ettik, sözcük dudağa küstü.
Üç kuruşluk aklı da yitirdik, delirttiler
Yüz aynaya, göz göze, dudak dudağa küstü.
Karlı dağlar ardında biriken çocukluğum
yoksul hayaller ülkesinin tenhalarında
sıcak umutlara açılma hulyası ile büyüdü
Eve ekmek götürme derdi olanların
ekmeğe tenezzül etmeyenlere gıptalarından iğrenerek süründüm dağ dağ ova ova
Yorgun düşlerimin kıyılarında
Bir mezar ustası ne işe yarar
Seni mi getirir beni mi alır
Kıyıma kabusla çöken dalgalar
Alsa alsa en çok tenimi alır
Zira ruhum tutsak kuyularında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!