Dimdik dursun başın
sarkıtma omzunu bükme boynunu öyle
düşürme hiç yüzünü
gülüşlü olsun bakışların
sakınma kimseden sözünü
mal mülk sahibinden utansın
Nazilli içinde uzun çarşı
adı uzun kendi kısa çarşı
çarşının içinde bir kadın
kadının iri gözleri vardı
uzun siyah saçlarında gül
ellerinde sabahın doğuşu
Söyleyemiyorum dilimin ucuna yapışıp kalıyor kelimeler
sözlerim anlamsız yarım yamalak cümleler
ne kadar kolay gelir insana bir çırpıda söylemek
içinde biriken her ne varsa hiç düşünmeden
söylenecek ne varsa söylenir elbet
hatta dönmemecesine asla geri
Doğa da çok eski bir öykünün içinden geliyor
her başlayan günle yenilenerek biraz daha çoğalarak
yeryüzündeki yaşamlara sonsuz nimetler sunarak
yaşlanmış bir anne sıcaklığında her şeye katlanıyor
biz insanlar ne kadar çok severiz annelerimizi
her fırsatta derin bir saygı içinde gösteririz sevgimizi
Çok inançlı bir insan değilim din ile pek aram yok
cenazelerde olmasa sanki hiç işim olmayacak
Tanrı ile baş başa kalıp konuşmak yetiyor bana
aramıza da kimse girsin istemiyorum
bazen yüreğim anne sıcaklığında bir huzur arıyor
içimden bastıramadığım bir yakarış yükseliyor
Ömrümce yürüdüm
ulaşmak için sana
asla varamadım
karanlıklarda kaldım
güneşin ışıksız gözlerim kör
Sana yazıyorum hala şiirlerimi
sana saklıyorum sözlerimi
herkesten gizli
kaç yıl oldu gideli senden
kaç can vazgeçti bedenden
kaç ömür dünyadan
sanrı
gece ışıksız karanlık
ayı unut yıldızları da
gökyüzünü de bulutları da
tanımadığım bir oda
sardunyalar
sardunyalarım çiçek açtı
bu ilk çiçeklenişleri
kırmızı kırmızı
küçük küçük mutluluklar
Sabahın erken saatleri
uyku mahmurluğu üzerimde
elimde bir fincan kahve
bir bardakta soğuk su
bakınıyorum gazetelere
siyasi olaylar kazalar ölümler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!