Ne kadar güzel yeni bir güne başlamak
doğup büyümek bu talihsiz topraklarda
yıllardır her şeye rağmen yaşıyor olmak
başımı kaldırıp bakıyorum gökyüzüne
sonra ne güzel şey diyorum özgürlük
ellerime küçük kuşlar konuyor
Baştan çıkarılmış sıcak ve uzun bir gecenin
küllenmeye meyilli saatlerinden
serin bir sabahın kollarına
umarsızca koşarken
yalnızca bir bardak çay değildi beklediğim
sıcak ve kızarmış ekmek kokulu bir ev
Her akşam doğruca eve geliyorum iş çıkışında
bilirsin siz olmadan pek duramam dışarılarda
eskiden nasılsa öyle işte
artık yok yanımda alışveriş torbaları
yok yanımda çocukları sevindirecek bir şey
yormuyorum da artık kapının zilini
özür
ömür katığım
kafesimdeki kuşum
çırpamadığım kanadım
taşıyamadığım emanet
En çok hangi çiçek güzeldir
hiç düşünmedim şimdiye dek
oysa çiçekleri severim ama nedense tanımam pek
haşır neşir olduğum papatya
karanfil ve gülden başkasını
belki sayarım birkaç tane daha
Bir geceler hainlik eder
yalnız insana
bir de gündüzler
soğurken maviler
ince sızılarda
dalga dalgadır deniz
Ömür her an geri istenecek bir emanet
sanki korkarak imzalanan vadesiz bir senet
biz tükenmeyi iş edinmiş birer ölümlü
kendi yarattığımız fırtınalar içinde
yaşamaksa baştan sona anlam yüklü
bu kendini bilmez dünyada
Çok bilinmeyenli denklemlere düşüyorum
çözemediğim kavramların içine
evren gibi sonsuzluk gibi tanrı gibi
erdem gibi mutluluk gibi acı gibi
doğmak yaşamak ölmek gibi
bir neden bulmaya çalışıyorum
perde
zamansız çekiliyor
güneşin perdesi
geride kalıyor yine
kırgınlık izleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!