Güzel bir güne uyanıyorum bu sabah
kimsenin istemediği düşlerin içinden
mutlu olmaya uyanıyorum
insanları mutlu görmeye uyanıyorum
gözlerimde bir umudun parıltısı
sevmek sevilmek ve sevinmek için
pişmanlık
ve ben bunca yıl
taşı toprağı sevseydim
bir yanardağı sevseydim
yakıcı lavları sevseydim
Seni görmeye geleceğim nisan ayı çıkmadan
şehrin henüz sıcaklara teslim olmadan
ev adresin aklımda sonra telefon numaran
biliyorum yıllardır onlarda değişmedi
bir sabah çiyi gibi düşerim yollarına
ilk baharın serin rüzgarları karşılar beni
Pusulasını şaşırdı yüreğim
ne kuzeyim kaldı ne güneyim
fırıl fırıl sana dönüyor
kaçacak diye ödüm kopuyor
seni görüyorum ya akşamları
bir çocuk seviniyor içimde
resim
masamın üstüne koydum
mutluluğun son resmini
annem gülümsüyordu
babam vardı daha
az önce bitirdim resmini
karakalem başladım
ak sevgimi kattım
yüreğimi çizdim sarı saçlarına
yeşil gözlerine çizdim
ve o güzel dudaklarına
ritüel
kalabalıkların içinde
yapayalnız bedenler
saklanmış hayatlar
kayıp ruhlara adanmış
rıza
sessizlik doğurmaz acıları
izler sadece sancıları
arka arkaya gelen
soyundum
Karanlıktı soğuktu
boz bulanıktı sular
göz gözü görmüyordu
ateş yanmıyordu
renkler kayboluyordu
hayat geçiyordu
Sessizliğim başucumdaki şarkım
içimde koşup duran sabah aydınlığım
gün görmemiş taze bahar sevincim
gözlüğüm kalemim kitaplarım
bir bardak su bir fincan kahve
ısırdığım bir dilim ekmeğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!