Bildiğim en iyi şeysin sen.
Dünyadaki en değerli şeysin sen.
Yıldızlar gibisin sen, rüzgârlar gibi, dalgalar gibisin,
Kuşlar gibisin, tarladaki çiçekler gibisin.
Yol gösteren yıldızım ve dostumsun.
ve şimdi şiirin gibi özgürsün, özgür ve hiçbir yerin ve
her yerdesin, zamandan ve mekândan bağımsız, utkulardan ve
yılgıdan zincirlerini koparmış,
ve anlamı yok seni sonunda nereye gömeceklerinin ya da
gömmeyeceklerinin, toprağa terk etmelerinin, denize ya da ateşe,
Fakat bugün geliyor köylüler beni görmeye: 'Kardaş,
hiç suyumuz yok, Pablo Kardaş, hiç su yok,
yağmur yağmadı.
Ve ırmağın
kıt akıntısı
yedi gün akıyorsa, yedi gün kuruyor'.
Pablo Neruda adında olmaktan
daha aptalca bir şey var mıdır hayatta?
Kolombiya göklerinde
bulutları toplayan biri mi var?
Biliyor musun Pablo,
bazen ağlıyorum şiirlerini çevirirken.
Ağlatıyorsun beni sonsuz imgelerinle.
O geniş şiir galaksinde
bir zerre gibi hissediyorum kendimi.
Yılmıyorum ama,
Geldiğinde kırmızı şarap ve bal gibiydin,
Ve tadın yaktı ağzımı şirinliğiyle.
Şimdi sabah ekmeği gibisin,
Yumuşak ve lezzetli.
Tadını bildiğimden, neredeyse hiç tatmıyorum seni,
Fakat büsbütün beslenirim seninle.
Öptü beni O, ve daha şimdiden bir başkasıydım ben: damarlarımdaki nabız atışını iki katına çıkaran nabız atışı yüzünden ve soluyuşumda işittiğim soluyuş yüzünden. Şimdi yüreğim kadar soyludur ceninim...
Ve buluyorum da çiçeklerin kokusunu soluğumda: bütün bunların hepsi O'nun yüzünden, uyuyor karnımın içinde, çim üstündeki çiy kadar hoş.
Gabriela Mistral
Oraya Varmak
Ne kadar uzaktadır?
Ne kadar uzaktadır şimdi?
Tekerlerin o muazzam goril içleri
Devinir, dehşete düşürür beni –
Bir ırmaktan, bir geceden, soğuk havada kendisini gösteren
ve dağıtan gökyüzünün bütün enlemlerinde
bazı yapraklardan başka ne var ki sana?
O yüzden açılıyor aşkın yelesi
kar gibi ya da bölünmüş adalar denizinin suyu gibi,
ateşin yeraltındaki gıcırtısı gibi,
Bir şey düştü o eski ormanda, belki fırtınaydı
bitkilerin ve humusun arasından süpüren,
ve düşen ağaç gövdelerinde mayalandı mantarlar,
salyangozlar çekti kusturan iplerini,
ve yücelerden düşen ölü ağaç
doldu deliklerle ve korkutan larvalarla.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla