Yurtsever olduklarını söylediler.
Kulüplerde nişanlar verdiler birbirlerine
ve tarihlerini yazdılar.
Parlamento dolup taştı
Şatafattan, o günden beri
bölüştürüyorlar toprağı, yasayı,
Guguk Kuşu
Bir guguk kuşu oturdu evin hemen kuzeyindeki huş ağacına ve başladı guguklamaya. O kadar yüksekti ki sesi, ilk önce guguk kuşu taklidi yapan bir opera sanatçısı olduğunu sandım. Şaşırarak gördüm kuşu. Kuyruk tüyleri, bir tulumbanın kolu gibi, her bir tonda yukarı ve aşağı hareket etti. Ayakları bitişik olarak hopladı kuş, döndü ve dünyanın tüm köşelerine doğru çığlık attı. Sonra havalandı ve hafifçe söylenerek uçtu evin üzerinde ve batıya doğru uzağa gitti... Yaz ihtiyarlıyor ve her şey tek bir kederli hışırtıyla birlikte akıyor. Cuculus canorus geri dönüyor tropik bölgelere. İsveç'teki zamanı bitmek üzere. Çok da uzun değildi bu zaman! Aslında, guguk kuşu Zaire vatandaşı. . . Artık seyahat etmekten pek hoşlanmıyorum. Ama seyahat ziyaret ediyor beni. Şimdi, giderek daha da sıkıştığım bir köşede büyür yaş halkaları, ki okuma gözlüklerine de ihtiyacım var burada. Her zaman dayanabileceğimizden çok daha fazlası olur! Şaşılacak bir şey yok bunda. Bu düşünceler, Susi ve Chuma'nın Livingstone'un mumyasını Afrika boyunca taşıması misali, beni sadık bir şekilde taşıyor.
[HÜZÜN GONDOLU’ndan (1996)]
Gel, yoksa kaçıp gidecek yıldızların gelgiti.
Çöküş saatinden sakın Doğu’ya doğru,
Şimdi! çünkü titreşir ruhumda iğne!
Burada edindik üstünlüğümüzü, o iyi zamanı.
Burada edindik günümüzü, senin ve benim günümü.
Belleği duyarlığını yitirip gidiyor labirentinden.
tek anımsadığı: yeryüzü üstünde nihayet salınıp durana dek
çığlıkların ve karışıklıkların yükseldiğiydi.
Ve gözkapakları misali, yavaşça kapanırdı
bütün çatlakların nasıl da hep yakındığı
İki Arkadaş
Sana söylemem gereken bir şey var.
Dinliyorum.
Ölüyorum.
Bunu duyduğuma üzüldüm.
İki belirsiz aydınlığın arasında
bir tünel olmayacak mı hayatlarımız?
Ya da iki karanlık üçgenin arasında
aydınlık olmayacak mı?
İki dağın arasına demirlemiş yarım ay
neredeyse dışında gökyüzünün.
Dönen, hızla hareket eden gece, malasısın sen gözlerin.
Ama bak, kaç tane yıldız parçalanmış gölcükte.
Kaçan kirpiklerim arasına çiziyor hüznün haçını.
İki gövde yüzyüze
bazan iki dalgadır
ve gece bir okyanustur.
İki gövde yüzyüze
bazan iki taştır
Uyuyamıyorken
ve yatağımda uzanmışken
düşüncelerimdeydin.
Derken uykuya daldım,
ve sen orada da vardın.
Dönerek ve dönerek genişleyen girdapta
Şahin işitemez şahinciyi;
Nesneler parçalanır; mihrak dayanamaz;
Daha çok kargaşa salınmış dünyaya,
Kanla kararmış sular yükselir, ve her yerde
Boğulmuştur masumiyetin töreni;




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla