İçine soğuk işleyen bir kulübede
Seller altında,
Açlık, korku ve ürperti içinde,
Dostsuz, ebesiz,
Bir oğul doğdu!
Dumanlı bir mağarada,
Sahraların nemli bölgelerindeki Paraná,
titriyor başka ırmaklardan ötürü,
su şebekesi Yababiri’nin ırmakları
Acaray ve İgurey ikiz takılar gibi
boyanmış quebracho ağacıyla,
copal ağacının tacıyla çevrilmiş,
Biliyorsunuz uyandığını karın
ovaların üzerinde, ya da daha doğrusu
Güney’in karanlık ilkbaharıdır, bu siyah kuşlar
göğüslerindeki bir damla kanla
görülür titredikleri, kanatlarını açan
sis muazzam bir kıştan, sıradağlardan
Amerikan cehennem, gündelik ekmeğimiz bizim,
yunmuş zehirde, başka bir ses
duyulur senin vefasız ateşinde:
yabancı şirketin
Kreol avukatıdır bu.
Do Majör
Caddeye indiğinde adam aşk buluşmasından sonra
döneniyordu kar havada.
Birbirleriyle yatarlarken
gelmişti kış.
Çağır büyük puroları saranı,
O iri kıyımı, ve emret ona
İsterik kaymakları çırpsın mutfak kaplarında.
Oyalansınlar giymeye alışkın oldukları
Böylesi giysilerde hizmetçi kızlar, oğlanlar da
Getirsin çiçekleri geçen ayın mecmualarında.
Bir dağ var ülkemde,
bir ırmak var ülkemde.
Gel benimle.
Tırmanır gece dağa.
Daha fazla anam geldi
ayağında takunyalarıyla. Gece
kutuptan esti rüzgâr, kırıldı
çatının kiremitleri, yıkıldı
duvarlar ve köprüler.
Bütün gece boyunca uludu gecenin pumaları,
Daha ne kadar zaman rüzgârı dışarıda bırakan bir duvar olabilirim ki?
Daha ne kadar zaman
Soğuk ayın mavi yıldırımlarını engelleyerek
Yumuşatabilirim güneşi elimin gölgesiyle?
Yalnızlığın sesleri, üzüncün sesleri
Vuruyor sırtıma amansızca.
Daha önce onları da tanımadığım
genç bir çift açtı kapıyı.
Kadın
altın-sarısıydı haziran ayı gibi,
ve derin gözlü bir mühendisti erkek.
Bölüştüm ekmeği ve şarabı




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla