İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

- I -

Çünkü geri dönmeyi umut etmem
Çünkü umut etmem
Çünkü dönmeyi umut etmem

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ey kırışmış yurdum, yemin ediyorum: külünde
doğacaksın bir çiçek gibi sonsuz sudan,
yemin ediyorum: senin kuruyan ağzından fışkıracak
ekmeğin taçyaprağı ve israf olmuş,
kutsanmış başak. Lanet olsun,
lanet, lanet olsun toprak arenasına gelen

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yumurta beyazı örtüyü lekelemiş yeşil arsenik,
Ezilmiş çilekler! Gel, şenlensin gözlerimiz.

Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Martínez, El Salvador’un
şarlatan hekimi, dağıtıyor
değişik renkli ilaç şişelerini
bakanlar teşekkür eder gibi
diz çökmüş önünde itaatkar reverans içinde.
O küçük sahtekar, vejetaryen,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir martini isterim.
En çok iki tane.
Altındayım masanın üçten sonra,
Ev sahibinin dörtten sonra.


Devamını Oku
İsmail Aksoy

O bella bionda,
Sei come l’onda!

Serin tatlı çiy’den ve biraz parlaklıktan
Ördü ay sessizliğin ağını
Bahçesinde bir çocuğun

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir sokaktır Maruri.
Birbirine bakmazdı evler, benzemezdi birbirine,
ama gene de bağlantılıydı birbirleriyle
duvar duvara, fakat
konuşmayan pencereleri görmezdi sokağı,
sessizdiler.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Düşman bir dille konuşan ender bir halkın arasında
Kendilerini bulan ruhun garip efsaneleri değil midir
Eski maskelerin bu hikâyeleri,
Yıldız genişliği hektarlarca önceki miktarda
Bütün geriye kalanlardan unutamadığı bir ruh
Ki orada sınırsız bulutların ortasında dönenir rotasında,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Mats’e ve Laila’ya

Tarih çizgisi sessiz duruyor Samoa ve Tonga arasında, fakat Gece Yarısı çizgisi kayıp gidiyor okyanus ve adalar ve kulübe çatıları üstünde. Orada uyuyorlar, öbür tarafta. Burada Värmland’de gün ortasıdır şimdi, yakıcı güneşin olduğu bir ilkyaz günü – fırlattım bagajımı. Havanın mavi olduğu gökyüzünde bir yüzüş… Sonra birdenbire görürüm gölün öbür tarafındaki bayırları: bütün ağaçları kesilmiş ve üşümüşler. Beyin ameliyatı yapılacak bir hastanın tepesinde tıraş edilmiş kısımlara benziyor. Her zaman oradaydı, şimdiye kadar görmedim. At gözlükleri ve boyun tutulması… Devam ediyor yolculuk. Şimdi doludur manzara çizgilerle ve hatlarla, sanki eski gravürlerdeki insanların hafifçe kımıldaması gibi karınca yuvalarını andıran tepelerle dağlar arasında, ve köyler de binlerce çizgiydi. Ve her bir insan karıncası kendi çizgisini sürüklüyordu o büyük gravüre, doğru dürüst bir merkez yoktu fakat her şey yaşıyordu. Başka bir şey: bu figürler küçük, fakat onların hepsinin kendi yüzleri var, gravürcü teslim etmiş bunu onlara, hayır karınca değil onlar. Onların çoğu sıradan insanlar fakat isimlerini yazabilirler. Öte yandan Proteus çağdaş bir insandır ve bütün tarzlarda kendisini akıcı bir şekilde ifade eder, “açık mesajlar”la veya sarmalamalarla gelir, tam şu anda hangi kliğe bağlı olmasına göre değişir bu. Fakat ismini yazamıyor. Gümüş bilyeden nasıl kaçarsa kurt adam, öylesine kaçınıyor O da bundan. Kendisinden talep edilmiyor zaten bu, ne şirket hidrası, ne de Devlet… Devam ediyor yolculuk. Bir akşam çaresiz kalmış ve çimen üstünde boş sallanan hamağa ateş eden bir adam oturuyor bu evde. Ve yaklaşıyor gece yarısı çizgisi, neredeyse yarım tur boşuna döndü. (Gelip saati geri almak istediğimi iddia etme!) Güneşten sonra oluşan o delikten çağıldayarak girmeli yorgunluk… Asla yaşamadım belli bir ân elmas’ının dünya resmi boyunca silinmez bir çiziği çekip sürüklediğini. Hayır, aşınmaydı bu, o aydınlık yabancı gülüşü silen o inatçı aşınma. Fakat bir şey tekrar görünür olmakta, aşınarak öne çıkmakta o şey, bir gülüşe benzemeye başlıyor, ki bunun değeri nedir diye bilemiyor insan. Karara bağlanmamış. Yazmaya çalıştığım her sefer biri tutup kavrıyor kolumu.

[“GERÇEĞİN BARİYERİ”nden (1978)]

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Mavi Anemonlar

Büyülenmek - hiçbir şey daha kolay değildir bundan. Toprağın ve ilkbaharın en eski numaralarından biridir bu: şu mavi anemonlar. Bir anlamda beklenmedik şeyler. Bakışın, yoksa hiçbir zaman durmadığı o göz ardı edilen yerlerde geçen yılın kahverengi hışırtısından fırladılar. Yanıyorlar ve süzülüyorlar, evet, tam anlamıyla süzülüyorlar ve bunun nedeni renkler. Bu gayretli menekşe mavi renginin hiçbir ağırlığı yok şimdiden sonra. İşte burada kendinden geçiş, ama tavan alçak. "Kariyer" - alakasız! "Güç" ve "kamu" – kahkaha atmaya vesile! Onlar kesinlikle büyük bir karşılama yaptı Ninova’da, “the giordo rusk ok mykit bangh”. Tavanlar yüksek - tüm başların üstünde asılan kristal avizeler gibi camdan yapılı akbabalar. Böyle bir aşırı dekor ve gürültülü bir çıkmaz sokak yerine, gerçek bir eğlence partisine açıyor mavi anemonlar ölüm sessizliğine bürünmüş bir geçidi.

[YABANIL MEYDAN’dan (1983)]

Devamını Oku