Saat sabahın beşini vuruyor
şimdi ortasındayken günün
kim bilmez ki pazartesileri
gerçekte çarşambadır
bugüne çok yakın ya da çok uzak
bir sincap iner tepeden aşağı
Batıyorsa her gün
her gecede,
ışığın kapatıldığı
bir kuyu olmalı orada.
Kuyunun derin karanlığının
Ah sen, daha tatlısın, daha bitimsiz
tatlılığın kendisinden bile, gölgelerin arasında
sen sevilen et ve kan:
geçmiş günlerde
ilerledin ve doldurdun tasını
ağır çiçek tozlarıyla, sevinç içerisinde.
Saatler vurdu on ikiyi. Ormanlardan oluşan varoşları
Haricindekileri de gösterdi Main Caddesi: Nimbus-
Aydınlığı, fakat insansız, pencerelerini
Doldurmuş düğün pastaları,
Elmas yüzükler, saksı gülleri, tilki kürkleri
Doğrul benimle.
Kimse istemezdi
benim kadar, bütün dünyayı
benim için kapatacak gözlerini barındıran
yastıkta kalmayı.
1
Bay Hecatomb Styrax, büyük bir mülkün
ve güçlü kasların sahibidir,
“Mavi formalı”dır ve dağcıdır, evlendi
28 yaşındayken,
Bazı Arjantinliler geldi,
Jujuy ve Mendoza idi adları,
bir mühendis ve bir doktor,
üç üzüm tanesi gibi üç kızla.
Söyleyecek sözüm yoktu.
Yabancım da değillerdi.
Burada yaratılmış ve evcilleştirilmiş,
nemlenmiş, kullanılmış ve seyredilmiş,
yatıyor şimdi – zavallı bir bez gibi –
toprak ve siyah kükürt dalgaların arasında.
Gonca ya da göğe yayılan
göğüs gibi, ezilmiş kemiklerde
Kertenkelenin şafağıydı bu.
Dili, gökkuşağı parıltılı dağ doruğundan
avladı bir mızrak gibi
yemyeşil çimende.
Papaza benzeyen karınca yiyen girdi
Soruyorsunuz: Ve nerede leylaklar?
Ve gelinciklerle örtünmüş metafizik?
Ve onun sözlerinde çok sık gümbürdeyen
ve boşluklarla ve kuşlarla
dolduran yağmur?




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla