Uydu Gözler
Toprak pürüzlüdür, ayna değil.
Sadece en kaba ruhlar
görmeye çalışırlar kendilerini orada: Ay
ve Buz Çağı.
Yanal titreşimler okşar beni,
Sıçratır ve okşar beni,
Dokunaklı bir şekilde iyiliğim için çalışırlar,
Bütçemin iyi olmasını sağlarlar.
Kargılı kadın hazır bekler.
Uykudayken görürüm O’nu, kırmızı korkunç kızımı.
Bizi ayıran camın ardında ağlamaktadır.
Ağlamaktadır, ve kızgındır.
Kediler gibi kavrayan ve rendeleyen çengeller misali ağlayışları.
Dikkatime tırmanıyor kızım, bu çengeller sayesinde.
Karanlıkta ağlıyor, veya bizden uzakta
Sadece bir çeşit kopya kağıdıdır gece,
Siyahlaşan mavi mürekkep, yıldızların çok dürtülmüş döngüleriyle
Işıkta belirir, her bir dikiz deliğinden –
Kemik beyazı ışık, ölüm gibi, ardında her şeyin.
Yıldızların gözleri ve ayın açık ağzı altında
Çöl yastığı acı verir O’na, yayar ince,
Uyu şimdi, ah uyu artık,
Ey uslanmaz yürek!
”Uyu şimdi” diye bağırdığını bir sesin
İşitir yürek.
Kapıda tak tak
Uyuyanlar
O iki uyuyanın olduğu sokağı
Göstermiyor hiçbir harita.
Kaybettik izini.
Mavi, değişmeyen bir ışık altında
uzanırdı yazları göller gümüşkağıtlar gibi,
şimdi otobüsleri gidiyor, yanık farlarıyla
ağır ağır parkların yanından.
[1981]
Concorcanqui Tupac Amaru,
Bilge efendi, adil baba,
Gördün avutulmaz ilkbaharın
Tungasuca'ya yükseldiğini
Anddağlarının basamakları boyunca,
ve ilkbaharla birlikte tuzu ve felaketi,
Turbalı Arazideki Kardan Adam
Elleri kolları bağlanmış duruyordu, düştü düşecek sancaklarla:
Bir odadan hızla seğirtti kadın
Hâlâ gür sesliydi hakaretler şamatası ve utançlarla
Başka biriyle giderken
gördüm O'nu.
Yolun bu derin huzurunda
duyuldu rüzgârın ezgisi.
Ve bu alçak gözler
gördü O'nu giderken.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla