8. Sone
Sen ki nağmesin kulağıma, niçin dinlersin müziği hüzünle?
Şirinlik şirinlikle çatışmaz; haz coşar haz içinde:
Niçin sevmeli ki sevinçle karşılanmayan bir tınıyı,
Veya niçin zevkle kucaklamalısın ki pişmanlığını?
…
Süt mavisi sularda ayın mavnası
Kuthera δ ε ι ν ά (1*) (2*)
Kuthera sempiterna (3*)
Ubi amor, ibi oculus. (4*)
Vae qui cogitatis inutile. (5*)
90 Temmuz’undan
Bir cenaze töreniydi
ve hissetmiştim ölünün
benim düşüncelerimi
benden daha iyi okuduğunu.
Ruhun
Toklukla büyür narince,
Atthis.
Ah Atthis,
Dudaklarını özlerim.
Senin kıpırdak, devşirilmemiş,
Düşlerimde bile kendini benden esirgedin
Ve bana sadece hizmetçilerini gönderdin.
Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
…
Güz yaprakları savrulur elimden,
agitante calescemus... (1*)
ve soğur rüzgâr güze doğru.
Lux in diafana, (2*)
Creatrix, oro. (3*)
İçimde ol, geçici şeyler gibi değil,
Sonsuz duygulanımı gibi
Kasvetli rüzgârın -
Çiçeklerin neşesi.
Senin olayım
Güneşsiz kayaların ve boz suların
Bir yıl taşkınlar yükselmişti,
Bir yıl karlarla savaştılar,
Bir yıl ağaçları ve duvarları yıkan bir dolu yağdı.
Burada bataklığın aşağı kısmında tuzağa düşürdüler O’nu
bir yılda,
Ve boğazına kadar suda duruyordu
9. Sone
Bir dulun kirpiklerini ıslatma korkusu mudur ki
Yalnız hayatını böyle savurganca harcamanın nedeni?
Ah, eğer çocuksuz göçüp gidersen buralardan,
Yas tutacak dünya dul kadın misali, senin ardından.
Genç adam gidiyor beyaz atın yanına, yular takmaya
ve at bakıyor O’na sessizlik içinde.
Öyle sessizler ki, başka bir dünyadalar sanki.
[More Pansies, 1932’de basıldı]




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla