İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Nâzım, sen niçin öldün ki?
Ve şimdi şarkıların olmadan neyleriz?
O pınarı nerede buluruz şimdi biz?
Bizi bekleyen o kocaman gülüşün gayrı nerede olur ki?
Senin duruşun olmadan, o bükülmez duyarlılığın olmadan neyleriz?
Gerçeği talep eden, ıstıraptan ağlayan ve sevincin cesaret timsali

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ne de hoş bu tutsaklık
Ki gönlüm, can evim pek memnun -
Uysal kollar kur yapar bana yumuşayayım diye
Ve kur yapar alıkoymak için beni orada.
Ah, her daim tutsalar keşke beni orada,
Sevinçle kalırdım bir tutsak olarak.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ne de serin ova şimdi
Ve gideceğiz oraya biz, ey sevgili
Bir zaman Eros’un gittiği yolda
Ötüyor aralıksız kuş sürüleri.
Ve duymuyor musun ardıç kuşlarının sesi,
Çağırmakta ikimizi?

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Nedir bu masum ruhları bize doğru fırlatan şey?
Bak, nasıl da bitap düşmüşler, atmış betleri benizleri
Keten kumaşla sarılmış karyolalarında, bileklerine bağlanmış adları,
Küçük gümüş ödüllerini almak için neleri göze almışlar, neleri.
Gür siyah saçlı olanlar da var, kel olanlar da.
Ten renkleri pembe veya solgundur, kahverengi veya kırmızı;

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Nedir masumiyetimiz,
suçumuz ne? Çıplak
herkes, güvende değil kimse. Ve bundandır
cesaret: yanıtlanmamış soru,
kararlı şüphe –
dilsizce çağırır, sağırca duyar- ki

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Mutluluk nedir bana anlatır mısınız diye sordum
hayatın anlamını öğreten profesörlere.
Ve binlerce kişinin işini yönlendiren
meşhur idarecilere gittim.
Hepsi kafalarını salladı ve gülümsedi bana
sanki kendileriyle dalga geçiyormuşum gibi.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Müzik, uysal sesler ölünce,
Titreşir bellekte -
Kokular, şirin menekşeler sayrı düşünce,
Yaşarlar dirilttikleri duyguların içinde.
Gül yaprakları, gül ölünce,
Yığılırlar sevgilinin yatağı önüne;

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Nasıl da severim yüzünü! Dağdaki ay şakır yüzün için.
Ve dudakların yanında yabanıl bal acı kalır.
Dipsiz akıntılar gibi kuşatır gözlerini kirpiklerinin yayı.
Rayihalı gül suyuyla dolu bir tas misali, kızıl ağzından içerim.


Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bugüne dek hep böyle var olageldi bayraklarımız:
Bütün şefkatiyle halk işlemiştir onları,
dikmiştir parçalarını bütün acılarıyla.

Halk iliştirdi yıldızı yanan elleriyle.
Ve kesmiştir bir parçayı ya gömlekten ya da gökkubbeden

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Nasıl mı marxist oldum? -
evet.. beyaz ve açık mavi ilkbahar çiçekleri arasında yürüyordum
kardelenlerden hemen sonra açarlar ya hani,
-ve akasyalar, o muhteşem sıcakta
çözülen insan teni kokan çiçeklerle dolup taşmadan kısa bir süre önce
o güzelim mevsimde-

Devamını Oku