Hakkında neler düşünürüm bu gece Walt Whit-
man, ara sokaklarda dolandım ağaçların altında,
başım ağrıyordu, utangaç baktım dolunaya.
Aç bitaplığımda ve hayal alışverişinde,
girdim neonlu meyve süpermarketine, düşlüyordum
senin sayıp dökmelerini!
Şimdi elekten dökülürcesine, tabaka tabaka,
Soğuk gelir nilüfer kökündeki çardağımıza.
Üzerinde solar yazın eski şemsiyeleri
Takatsiz eller misali. Korunak yok çok fazla.
Saat başı göğün gözü genişletir
Kanalı Geçiş
Fırtınanın çarptığı güvertede, rüzgâr sirenleri kedi gibi ciyaklar;
Her bir eğilmesinde, çarpılmasında ve titreyişinde, hantal gemimiz
Denizi yarıp gazaba savrulur; hışım misali karanlık,
Dalgalar tokat savurup durur, saldırarak inatçı tekneye.
Gürültünün asla dalamayacağı o pak
merkezden, o dokunulmamış balmumundan,
gelir o berrak, doğrusal yıldırım,
sarmallara meraklı güvercinler,
gölge ve balık kokulu
geç sokaklara doğru.
Susan O'Neill Roe İçin
Ne muhteşem heyecan -
Başparmağım yerine soğan.
Handiyse gitti başı,
Olduğum onca insandan, olduğumuz insanlardan,
birini bile bulamam:
yiterler hepsi giysi altında,
taşınırlar başka kente.
Her şey hazırken
Karlardan bir dünyadır şimdi. Evde değilim.
Nasıl da bembeyaz bu çarşaflar. Yüzlerde hiçbir özellik yok.
Keller ve imkânsızlar, tıpkı çocuklarımın yüzleri gibi,
Kollarımdan paçayı kurtaran o küçük hastalar.
Diğer çocuklar dokunmuyor bana: korkunçlar onlar.
Aşırı renkleri var onların, aşırı hayatları. Sessiz değiller,
Savaşa karşı duran
Karl Liebknecht
Burada yatıyor
Öldürüldüğünde
Düşmemişti kentimiz henüz
Yeni ahlâkçılık hakkında konuştukları tüm zamanda
Araştırıp inceledi gözleri beni.
Ve gitmek için ayağa kalktığımda
Bir Japon kağıt peçetesinin dokusu gibiydi
Parmakları.
Kartal Kayası
Cam kafeslerinde
sürüngenler
tuhafça kımıltısızlar.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla