İşte güneş soğudu
ve yeryüzü nimetleri yok oldu
ve tepelerde soldu otlar
ve sonra
sığmadı toprağa ölüler.
Tanrı dedi ki bana: - Sana bıraktığım tek şey bir kandil gece için. Ötekiler aceleyle gittiler, sevda ve arzu içinde. Sana Düşlerin Kandili'ni bıraktım, ve yaşayacaksın böylece ılık ışığında bu kandilin.
Ne sevdanın onu seçenlerin yüreklerini kavurduğu gibi kavuracak bu lamba yüreğini, ne de arzu çanağının başka ellerde çatladığı gibi çatlayacak kandilin. Alazı huzur saçacak.
Eğiteceğin zaman insan-oğullarını, bu ışıkta eğit ve böylece derslerin tatlılık olacak. İplik eğireceğin ya da yün ve keten dokuyacağın zaman, püskül bu ışığın hâlesiyle büyüyecek.
Al kaşının üstüne, bu senin busen!
Ve ayrılıyorum şimdi senden,
Bırak itiraf edeyim giderken -
Günlerimin bir düş olduğunu söylerken
Haksız değildin katiyen;
Gene de umut uçup gitmişse
Anlamsız, baktığımda kendime aynalarda,
haftalara, hayat hikayelerine, kağıtlara bir zaafla birlikte,
söküp atıyorum yüreğimden cehennem bir kaptanı,
ve buluyorum en hüzünlü şartları.
Bir yerden bir yere seğirtiyorum, soğuruyorum yanılsamaları,
Geldiler barut dolu
tüfekleriyle, verdiler acımasız kıyım emrini,
burada şarkı söyleyen bir halk bulmuşlardı,
sevda ve yükümlülükle birleşmiş bir halk,
ve düştü incecik kız bayrağıyla birlikte,
ve yanına düştü O'nun
Kumda yürürken
karar verdim senden ayrılmaya.
Titreyen karanlık çamura
bastım,
ve battığımda ve sen geldiğinde,
Düşüncemde yakalıyorum gölgeleri ağımda derin yalnızlığımda
sen de ne uzaksın, ah, herkesten daha da uzak.
Düşüncemde uçuruyorum kuşları, siliyorum resimleri,
gömüyorum aşkın yeşil dallarını.
Sislerin çan kulesi, ne uzaksın, ne yükseksin yukarda!
Shin’in yüksek evine bakmak için
Doğar güneş eşyaların güneydoğu köşesinden,
Rafu adlı bir kızları vardır çünkü,
Kendi kendisine “Tül Peçe” ismini takmış (hoş kız) ,
Değil mi ki kentin güney surundan topladığı
İpekböceklerini besler dutla.
Canıma kıymayı düşündüm çünkü sadece bir duvarcıyım ben
ve sen de eczane işleten bir adamı seven bir kadınsın.
Eskisi gibi aldırmam şimdilerde; eskisinden daha da düzgün yerleştiririm
tuğlaları ve hafiften şarkı söylerim kullanırken malamı ikindileri.
Güneş gözlerimdeyse ve merdiven sarsaksa
ve harç keresteleri yanlış yerdeyse, seni düşünürüm.
Öğle melteminde kımıldıyor
bir dalın gölgesi duvarda,
yeterince dünyasal
ve göz hesaba katılırsa
bir gök oyununda
yer alabilmek için yeterli.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla