Unuttuğum erdemlerden yeni bir giysi
dikebilir miyim kendime?
Niçin en güzeli ırmakların
tam da Fransa’da akıyor?
Unutulmuş Kaptan
Çok fazla gölgemiz vardır bizim. Eve gidiyordum
bir Eylül gecesi kalktığında Y
mezarından kırk yıl sonra
ve bana eşlik ettiğinde.
Ey güzel Portekiz,
meyve ve çiçek sepeti,
okyanusun gümüş gri kıyılarında
belirdiğinde,
Avrupa’nın deniz köpüğünün ortasında,
o altın renkli lirle
Bilmeni istediğim
bir şey var:
Biliyorsun nasıl olduğunu:
baktığımda
kristal aya, ikircikli güzün
Yayılmış toprak gibi
bir kadehte bütün bu aşk, yıldızlı
ve dikenli sana verdiğim
aşk, fakat gittin
küçük ayaklarla, kirli topuklarla
ateşte ve söndürdün onu.
Nerdeydin diye sorarsanız
“olabilir” demeliyim.
Toprağı karartan taşları söylemeliyim,
inatla kendini tüketen ırmağı:
kuşların yitirdiği şeyi biliyorum sadece,
bırakılmış denizi, ya da ağlayan bacımı.
İşte böyle, genç Amerika,
genç hayatın senin yutuldu, terk edildin,
baş eğdirildin, şeklini bozdular
ve soydular seni.
Kumandanın külde tepindiği
Korkunç hayvanların
kemikleri gibi, toprağın
kabuğunda yaşlı toprak fareleri,
batıl inançlı mirasçıları
encomienda’nın, karanlık
bir toprağın imparatorları, çevrilmişler
O yeşil toprak teslim oldu
sarı olan her şeye, altın ekinlere,
tarıma, yapraklara, taneye,
fakat muazzam sancaklarıyla
ayaklandığında güz,
sensin gördüğüm,
Lokomotif öldürüyor izi, gümüştür iz,
Seriliyor menzile. Yenilip yutulacak gene de.
Koşması boşu boşuna.
Akşam karanlığında güzeldir boğulmuş tarlalar,
Şafak allayıp pullar rençperleri domuzlar gibi,
Hafifçe sallanarak kalın esvaplarında,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla