İstiflenmiş banknotların
bayraklarını izleyen
servetten doğdu genelev:
başkentin saygıdeğer
mağaraları, çağımın gemisindeki
soğuk odacıklar.
Ey uğursuz, ne ateş ne de volkansı cadının yuvasındaki
kaynayan sirke, ya da yiyip tüketen buz
ya da ölü bir kadının sesiyle havlayan, ağlayan
ve karnını tırmalayan o çürümüş kaplumbağa
avlarken nişan yüzüğünü ve boynu vurulmuş çocuğun oyuncağını,
karanlık ve mahvedilmiş bir kapıdan
San Jose’de demiryolu avlusunda
bir depo fabrikası önünde
dolandım keder içinde
ve oturdum bir bankta
makasçı barakası yakınında.
10
Görürüm seni, uzaklardan
katıca buruşmuş giysinle
yükselirsin bir Duman Denizi’nden
Görmezsin beni
11
İnsanları el ele tutuşturan,
barıştıran hiçbir şey,
parmak uçlarında çiçekler taşıyan
ve bütün duyularımın bir soluğu gibi
13
Ey sen
görünmeden yanımızda olan
Duyumsarım bana dolanmış kollarını
İzin verdin
15
Yüceliği betimleyebilseydim
maviyi seçerdim
ve iki zerre Altın’ı:
Başucunda bir yıldızı
16
İtaatkâr olmaya
istememeye
var olmamaya
gücü yetensin sen




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla