Her şeyi anımsamalıyım,
çimen yapraklarını saklamalıyım,
ipliklerini hırpanî olayların,
ve metre metre dinlence yerlerini,
sonsuz demiryollarının izini,
acının yüzeyini.
Bendylaw’ın Boğası
Denizin önünde böğürdü o siyah boğa.
Deniz, o güne kadar itaatkârdı,
Kabardı Bendylaw’a karşı.
Artık beni imrendirmediğinde hayat,
usare ve asit içimde yükselmediğinde,
insan gibi insan dediğimde –
sakin yaşadığımda, kendim olma yolunda
kendimi eklemeyi
ve kendimi su gibi savunmayı öğrendiğimde,
En derin geceden konuşuyorum
En koyu karanlıktan konuşuyorum
ve gecenin sınırlarını konuşuyorum.
Eğer evime gelirsen sevgili dost,
bir lamba getir bana
Somut ve suskun olmalı şiir
Değirmi bir meyve misali,
Eski madalyonlar nasılsa başparmağa
Ahraz olmalı o denli,
İçimdedir şiir, kemdir, ecnebidir, belalıdır
ve nefret doludur; kavurucu bir ateşle yakar gecelerimi,
yanımdan geçip gider güruh halinde, bağırmaktan kısıktır sesi
sokaklarda meşaleli bir nümayişteymiş gibi.
Habistir şiir, nefret doludur, çatlatmaya çalışır
Bağışlayın, eğer denizin köpüğünden
daha çok ışık sızmadıysa gözlerimden,
bağışlayın, çünkü korunmasız
yayılır benim göğüm
ve sınırsız:
tekdüze benim şarkım,
Bağlantı
Bak şu boz ağaca. Gökyüzü koşmuş
lifleri arasından toprağın içine –
sadece büzüşmüş bir bulut kalmış geriye
içtiğinde toprak. Çalınmış uzay
Baharda küçük bir çılgınlık
Erdemdir bir Kral için bile,
Bütün bu yeşil tecrübeyi
Bu muazzam sahneyi
Sanki kendisininmiş gibi düşünüp duran
Soytarıyı Tanrı korusun fakat!
Hangi akla hizmet geri dönersin, ey Nisan?
Güzellik yeterli değil.
Sırnaşık açan küçük yapraklarının kızıllığıyla
Susturamazsın artık beni.
Bildiğimi bilirim ben.
Ensemi kızartıyor güneş gözlemlerken




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla