Uykuyla kundaklanmış, İspanya, uyanmaktasın
başaklı bir yele gibi,
gördüm senin çiçek açışını, belki alıç dikeniyle
karanlık arasında, sen ey köylü kadın,
makilerle dağlar arasında gezinen
ve açık damarlarla havada dolaşan.
Fakat caddelerde almamıştım ben bu ölü iyiliği,
geri çevirdim onun iltihaplı sukemerlerini
ve dokunmadım onun kirli denizine.
İyi olanı bir metal gibi çıkardım, kazdım
harap gözlerin arkasından,
Uzak bölgelerde
yıkadım senin köpük ayaklarını, yayılmış
sahillerini sürgün ve çılgın gözyaşlarında.
Bugün geliyorum senin ağzına, bugün alnına senin.
Daha önce Şili’nin sesi özgürlüğün
metalik sesiydi, rüzgârdan ve gümüşten,
daha önce işitildi taze yara izlerinde
gezegenimizin yüceliklerinde,
yabanıllığın ve kentarosun girdiği
Amerika’mızda.
Ta Dünyanın Güneyucu'na dek üşüştü İspanya.
Eğilip bükülerek
araştırıyordu kar'ı sırık İspanyollar.
Bio Bio ciddi ırmak,
'dur' dedi İspanya'ya.
Yeşil ipliği titreyen bir yağmur gibi asılan
Fakat herkesin arkasında aramalılar, bir şeyler var
arkasında hainlerin ve kemiren farelerin,
bir imparatorluk var donatan masayı,
yemeği ve mermileri sunan.
Yunanistan’da yapmayı başardıklarını yapmak istiyorlar sana.
O küçük Yunan efendileri ziyafette ve mermiler
Caracas’taki Miguel Otero Silva’ya Mektup (1948)
Nicolas Guillén verdi bana mektubunu, yazılmış
görünmeyen sözcüklerle onun ceketine, gözlerine onun.
Ne mutlusun, Miguel, ne mutluyuz bizler!
Taşlaşmış çıbanlardan bir dünyada
Silvestre Revuelta’ya, Meksika’dan,
Ölüm Haberi Üzerine (Küçük Oratoryo)
Silvestre Revuelta gibi bir adam geri dönmüşse
Siyahın Egemenliği
Gecede, ateşin yanında,
Çalıların ve dökülmüş yaprakların
Renkleri,
Tekrarlarlar kendilerini,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla