Muazzam hacim, dev kütle, aynı anlama gelir;
Ecbatan, saat işler ve yok olur
Tanrı’nın dokunuşunu bekleyen gelin; Ecbatan,
Biçimli sokaklarıyla o şehir; hayal gücü yeniden:
Aşağıda viae stradae’de, harmanili ve eli silahlı kalabalık,
Koşuşturuyorlar kalabalığın işlerine,
Bütün gözlerin konduğu şu başyapıtı
Hünerli ellerle biçimleyen o saatler,
Aynı güzelliğe gösterir sonra zorbalığını
Ve o eşsiz güzellikten kalmaz hiç eser;
O gudubet kışa götürür yazı zaman
Öldürmek için hiç soluk almadan;
Dalgalar çakıllı sahile nasıl varırsa,
Öylesine acelecidir dakikalarımız sona doğru,
Önünde gidenin yerini alır arkadaki dakika,
Ardışık bir gayretle atılırlar ileri doğru.
Doğarız, o ana ışıkta bir kereliğine,
Tırmanırız olgunluğa ki taçlanınca onunla,
Bitap gecede ağır gözkapaklarımın
Görüntünle açık durması mıdır muradın?
Arzun bölünmesi midir uykularımın?
Sana benzer gölgeler bakışımı mı kandırsın?
Yuvasından bu denli uzak, özünden gönderdiğin
Ruhun mudur, yaptıklarımı gözlesin?
Bıktım tüm bunlardan, huzur ver bana ölüm.
Serveti hak eden dilenci doğmuş, bıktı gönlüm.
Erdemsize en güzel urbalar düşmüş,
Heyhat, en saf inanç arsızca düşürülmüş.
Sürgün olmuş pırıl pırıl onur hayasızca,
Bakire erdem fahişeleştirilmiş hoyratça,
Ne yaptın sen, ey Odysseus,
Biliriz senin ne yaptığını …
Ve o Guillaume satıp savuşturdu elindeki toprakları
(Poitiers’in yedide birini, Aquitain’in dokuzda birini) .
'Tant las fotei com auzirets
'Cen e quatre vingt et veit vetz...'
Bu boktan savaşı hatırlamaya başlar başlamaz
Bazı kesin gerçekler tekrar görünecektir. Başlangıçta, Tanrı,
O büyük estet, göğü ve yeri yarattı,
Volkanik kızılı gün batımlarını, donatarak kayayı
Likenlerle – bir Japon gazetesi misali –
Churchill’in patronlarının prototipini, o büyük tefeci
Ve sonra uyudum,
Ve uyandığımda yitirilmiş gökte
Gördüm ve işittim
Ve gördüğüm at üstünde bir şövalyeye benziyordu,
Ve işittim şunu:
“Hoşnut etmez beni
Ayazda titreyen dalların üstünde hiç yokken
Sarı yapraklar, ya da bir kaç tane asılıyken,
İşte bende yılın o vaktini görebilirsin: hazan;
Harap çıplak korolarda, son kuşların şakıdığı zaman.
Görebilirsin işte bende böylesi bir günün alacakaranlığını,
Sanki solmaktadır Batı'da günbatımı,
...
...
Le Paradis n’est pas artificiel
fakat spezzato meğer ki
sadece beklenmedik derecede mükemmel sosiste var olur,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla