İçimizin bir yerlerinde her daim birlikteyiz,
içimizin bir yerlerinde asla kaçamaz sevgimiz
Bir yerlerde
ah bir yerlerde
gitmiş bütün trenler ve durmuş bütün saatler:
içimizin bir yerlerinde her daim buradayız ve şimdideyiz,
Benimle köprüde buluşan bu insanlar kimlerdir? Köylülerdir onlar –
Rahip, ebe, zangoç, arıların aracısı.
Kolsuz yazlık elbisemde korunmasızım,
Ve hepsi eldivenlidir ve örtülüdür, niçin kimse bana bir şey demedi?
Gülümserler ve antik şapkalara teyellenmiş peçeleri indirirler.
Çıplak elle, uzanırım peteklere.
Beyaz giyimli adam gülümser, çıplak elli,
Tülbent eldivenlerimiz düzgün ve hoş,
Bileklerimizin gırtlakları cesur zambaklar.
Adamın ve benim
Harabeye dönmüş bir denizci mahallesi. Uykulu gece lambaları.
Köhne meyhaneler sıra sıra dizilmişler umutsuzca
Devlet hastanesi kapısında bekleyen yoksul kadınlar misali.
Karanlıkta sokak. Erkenden uyumayı düşünmüş herkes.
Fakat ansızın
Aydınlanıyor meyhaneler son iskemlesine dek,
Aralık Akşamı -72
İşte geliyorum ben, görünmez adam, belki çalışanıyım ben
bir büyük Hafıza’nın, yaşamak için tam şimdi. Ve arabamla geçiyorum
kapalı beyaz kilise yanından – içerde duruyor ahşap bir aziz
Görürüm karda izini geyiğin, karacanın, tavşanın.
Onlara orada o gece rastlamak isterdim
yoldayken, fakat ay yükseldiğinde
içeri girmeliydim, ve çalılıklarından
kürkleri içinde sıçradı onlar ve soludukları buhar
dondu ve gümüş beyazı ışıldadı fosfor misali;
Bütün kış, bütün mücadele,
o ıslak demirin bütün yuvaları
kalkıyor ayağa senin o yabanıl kentinde,
havayla egemen olan o gücünde senin.
İnkar olunan hapishaneleri taşların
Evvel zaman içinde
Bir deniz ülkesinde,
Adı Annabel Lee idi,
Bilirsiniz belki,
Yaşardı bir körpecik,
Sevilmek ve beni sevmek
Nasıl da yuvarlanırsın anneliğin içine ve onaylarsın
sıklıkla ölümcül olan gramlı karanlık asidini?
Güllerin geleceği geldi! Ağın
ve yıldırımın zamanı! Şiddetli beslenmiş
yaprakların uysal duaları!
Ilımlı olmayan bir ırmak
Belki uykuda
- Gece telefon açtıklarında
işittim babamın çığlık attığını
kendine aşırı hakimiyetin derin çığlığını
Ertesi sabah getirdik eşyalarını
tuttuğu şeyler neredeyse ağırlık yapmıyordu




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla