Yeni bir aşık buldu kendisine Candidia
Ve matem tutmaya başladı üç şair.
İlki uzun bir ağıt yazdı ”Chloris”e,
”İffetli ve soğuk Chloris”e, kendisinin biricik ”Chloris”ine.
İkincisi bir sone yazdı
Kadının değişkenliği üzerine,
Kemiksi, su gibi, kardiyak, hepatik-
kemikten geri çarpar yankılar, geriye
yarıya bölünmüş yürekten, akciğerler
üç yıllık hafiflikle tutunmuş solungaçlara.
Deri bir arabadan, astronotun solgun bacakları
sallanır durur, geri gelir gibi, sesler
Bir salyangozun kelâmı yaprak bir tabakta?
Benim değil. Kabul etme.
Asetik asit kapalı bir tenekede?
Kabul etme. Gerçek değil.
ÜLKE
Ülke eğer bir köpekbalığı ağzı değilse
terk etmez ülkesini hiç kimse.
Koşarsın sınıra ulaşmak için, sadece
bütün şehrin sınıra koştuğunu gördüğünde.
Bu eski haritanın tam köşesinde özlediğim bir ülke var. Elmaların, tepelerin, tembel ırmakların, ekşi şarapların ve aşkın ülkesi. Ne yazık ki, kocaman bir örümcek ağını örmüş onun üstüne, ve yapışkan salyayla kapatmış düşlerin geçiş kapılarını.
Her zaman böyledir: ateşli kılıçlı bir melek, bir örümcek, ve vicdan.
Zbigniew Herbert (1924 — 1998, Polonya)
Tını
Ve ardıçkuşu şakımasıyla aldırmadı ölülerin kemiklerine.
Bir ağacın altında ayaktaydık ve hissettik zamanın battığını ve battığını.
Mezarlık ve okul avlusu karşı karşıya geldi ve iç içe geçip genişlediler
denizdeki iki akıntı misali.
Ey kalpsiz kadın, gökyüzünün kızı,
yardım et bana bu ıssız saatte,
doğrudan, bir silah gibi aldırışsız
unutuşun soğuk hissiyle.
Okyanus gibi büsbütün bir zamanda,
Tırman benimle Amerika'ya özgü sevda.
Öp benimle bu sır dolu taşları.
Urubamba'nın dalgalanan gümüşü bıraktı
çiçektozunu uçsun diye altın tac'ına.
Uçuyor boru-çiçeğinin boşluğu, taşlaşmış bitki,
Tırman, birader, ayağa kalk benimle, hayata.
Uzat elini bana
heryerini kaplayan acıların derininden.
Geri dönecek değilsin uçuruma.
Geri dönecek değilsin yeraltı-çağından.
Günlerce oturup durdu yabancı bir tarlada, bütün o zaman boyunca
Kimseler görmeden tırmanıp o çıplak incir ağacına
Bir yaprak ya da bir kuş olma duygusuyla
Bakmayı düşündü yükseklerden dünyaya,
Fakat hep birileri geçiyordu yoldan
Ve yapamıyordu düşündüğünü.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla