Birden gördüm bu bölgelerin dolduğunu
yoğunlukla, çelikten pürüzsüz biçimlerle,
kesen bir çizgi gibi ağızlar,
taşan gümüşten yıldırım,
hüzünle giyimli balıklar, gotik balıklar,
altın kaplama gök kubbe gibi balıklar,
Kadının ilk biçimi iç içe geçmiş iki dinozor boynu idi. Sonra değişti zamanlar, ve kadının biçimi de değişti. Giderek kadın daha küçük oldu, daha akışkan, daha bir biçimlendi. İki (bazı ülkelerde üç) direkli bir gemiye benzedi kadın. Yüzdü kadın gemi misali, ve hayat kavgalarından oluşan talihsizliklerden soyutladı kendini. Silindir taşıyıcısı güvercinin atış mevzisindeki balık pulunda bile yüzer kadın. Zamanlar değişir kuşkusuz, ve bizim zamanımızda daha çok bir bombanın fitil boşluğuna benzemektedir kadın.
Andréas Embiríkos (1901-1975, Yunanistan)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Balla sarhoş vızıldayıp durursun, beyaz arı, ruhumda
ve bükülürsün dumandan ikircikli sarmallarda.
Umutsuzum ben, yankısı olmayan söz gibi,
her şeyini kaybeden gibi ve her şeye sahip olan.
Noel’den bu yana bizimle yaşadılar,
Saf ve temiz,
Oval ruh hayvanları,
Uzamın yarısını kaplar,
Kımıldar ve sürtünür ipeğe
Bana Bakıyor Anılar
Uyanmak için erken, fakat tekrar uyumak için
geç bir saati bir Haziran sabahının.
Anılarla büsbütün işgal olmuş yeşilliklere gitmek
Sıcak su boşaltılırken ya da ılıklaşırken
Kenarları porselen bir banyo küveti nasılsa,
İşte öyledir şövalye ihtirasımızın yavaşça serinlemesi,
Ey benim çok övülmüş fakat-büsbütün-hoşnut-olmayan kadınım.
Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Yalnızca yüreğime dokunsaydın,
yalnızca ağzını yüreğimin üstüne koysaydın,
o güzel ağzını, dişlerini,
dilini kırmızı bir ok gibi bıraksaydın
tozlu yüreğimin çarptığı yere,
üfleseydin yüreğimde, yakınında denizin, ağlayarak,
Başka bir sefer, başka bir gece, gittim daha öteye.
Boyunca kıyı sıradağlarının,
Büyük Okyanus'a doğru geniş ırmaklar boyunca,
ve o zamandan beri geçtim, Valparaiso,
kıvrılan caddelerden, geçitlerden ve sokaklardan.
Vardım bir denizcinin evine.
Güçlüdür mavi göğün motor gürlemesi.
Titreme içindeki bir iş yerinde bulunuyoruz,
ki deniz dibi ansızın açabilir kendisini -
deniz kabukları ve telefonlar seğirtiyor.
Yandan hızlıca görmek sadece güzel bulunan.
Uyanmak düşten paraşütle bir atlayıştır.
O boğucu girdap olmaksızın batar
sabahın yeşil bölgesine yolcu.
Alazlanır her şey. Farkına varır adam – titreyen tarlakuşu
konumunda – o muazzam ağaç kökleri sistemlerinin
yeraltında salınan lambaları. Fakat toprak üstünde




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla