Bütün gece seninle yattım
denizin yakınında, adada.
Yabanıl ve uysaldın sevinçle uyku arasında,
ateşle su arasında.
Belki çok geç
Bir attır rüzgâr:
denizde, gökte
devineni dinle.
Götürmek ister beni: dinle
nasıl devinir dünyada
Mügenin
Solgun ıslak yaprakları misali serin
Uzanır yanımda seherleyin.
Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
sabahtan önce olacaksın burada
ve Dante ve Logos ve bütün katmanlar ve gizemler
ve yanık ay
sabah öncesi burada yaratacağın
müziğin beyaz yüzeyi arkasında
Korkutan kanatların arasından, arasından gecelerin,
manolyaların arasından, arasından telgrafların,
Güney’in rüzgârı arasından ve denizle ıslanmış Batı’dan,
geliyorsun uçarak.
Mezarların altından, altından külün,
Alçıda
Asla kurtulamayacağım bundan! Şimdi benden iki tane var:
Bu yeni büsbütün beyaz kişi ve o eski sarı olanı,
Ve beyaz kişi kesinlikle daha üstün olandır.
Yiyeceğe gereksinim duymaz, gerçek azizelerden biridir.
Sevmiyordum.... Acıma mıydı ya da nefret?
Saygon gibi şehirlerde dolaşıyordum, Madras’ta,
Khandy’de, ta gömülmüş olana dek, Anaradapurha’nın
görkemli taşları, ve Seylan’ın kayalıkları,
Siddhartha’nın resimleri
balinalar gibi – ve daha da uzaklardaki:
Avuçlarımda dağılan kar gibiydi yüzün
Ve semazenler dönüyordu hüznün çevresinde
Geçtin ansızın öte yakasına ölümün
Yaşamaktan usanmış
Nereye gidersin böyle
Alıp başını giderek
Alkalik
Mayıs’ta bir orman. Burada hayalet gibidir bütün hayatım:
o görünmez taşınma yükleri. Kuş şarkısı.
O sessiz göletlerde sivrisinek larvalarının
Haydn çalarım siyah bir günün ardından
ve tek bir sıcaklık hissederim ellerde.
İsteklidir tuşlar. Uysal çekiçler vurur.
Yeşildir, canlıdır ve suskundur ezgi.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla