Askerin sevgilisi yaptı hayat seni
kavganın sıcağında.
Zavallı ipek entarinle
sahte taşlardan tırnaklarınla
ateşin arasından geçmeye hazırlandın.
Aşk, erkeğin ve kadının aşkı,
eğer gittilerse onlar, nereye gittiler?
Dün, dün sordum gözlerime:
ne zaman göreceğiz birbirimizi tekrar?
Onca gün, ah, onca gün görürüm seni.
Nasıl öderim, neyle öderim
onca somut ve onca yakın oluşunu?
Kana susamış ilkbahar
ormanlarda uyanır.
Armağanlarınla beraber verdin bana, İspanya,
o yılmaz aşkı.
Beklediğim şefkat geldi bana
ve benimle hâlâ, en derin öpüşü
sunuyor ağzıma.
Fırtınalar
aşkım
kralı karanlık olan
bir ülkedir saçın
çiçeklerin kaçışıdır alnın
uyuyan kuşlarla dolu
Aşkın Yeniden Beyanı
Gece şarkıları hakkında bir şey bilmez ki gece.
Nasıl ki ben ben isem, o da öyledir işte:
Ve anlayınca bunu, en iyi şekilde anlıyorum kendimi
İki kere uyandım geceleyin,
ve ışıltılı sokak lambaları duruyordu
düşlerin yarım tümcelerini tamamlayamayan
ve havsalamı dindiremeyen üç nokta gibi.
Gebe olduğunu düşledim.
Derdin ne, derdimiz,
neler oluyor bize?
Oy, bizi bağlayan ve yaralayan
öyle sert bir iptir ki aşkımız,
birbirimizden ayrılıp
kurtulmak istediğimizde yaralarımızdan,
Kolay değil ifade etmek yaptığın değişikliği.
Eğer hayattaysam şimdi, o halde ölmüştüm,
Gerçi, bir taş gibi, ondan etkilenmeden,
Durmuştum alışkanlık olduğu üzere.
Bir parmak bile öteye çekmedin beni, hayır –
Ne de bıraktın benim küçük çıplak gözüm ilişsin diye
Amansız sevişme, menekşe renkli dikenli taç,
onca katı tutkunun arasındaki yabanıllık,
acının mızrağı, öfkenin çiçek sepeti,
nasıl, hangi yollardan gelirsin ruhuma?
Niçin fırlatırsın bana acı dolu ateşini bir çırpıda




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla