İlk kez gördüğümde, o küçük kırmızı sızıntıyı, inanmamıştım.
Etrafımdan erkeklerin yürüdüğünü izlemiştim ofiste. Öyle yassıydılar ki!
Karton benzeri bir şey vardı sanki onlarda, ve şimdi yakalamıştım bunu,
Ki yassı, yassı, yassılıklarından ortaya çıkıyordu sürekli olarak
Düşünceler, yıkımlar, buldozerler, giyotinler, çığlıkların beyaz odaları,
Ortaya çıkıyordu sonsuzca – ve soğuk melekler, soyutlamalar.
Temuco’ya ne zaman geldiğimizi bilmiyorum.
Belirsiz ve gecikmiş bir şeydi
ciddi bir şekilde doğmak, uzatmalı bir şeydi
başlamak, hissetmek, tanımak, nefret etmek ve sevmek.
Bütün bunların hem gülü vardı hem de dikeni.
Doğduğum bölgenin tozlu göğsünden
İmzalar
O karanlık eşiği
aşmak zorundayım.
Bir salon.
O beyaz belge ışıldar.
İnanmıyor musun hörgüçlerinde ayı
taşıyarak dolaştıklarına hecin develerin?
Ve gizli dayanıklılığı
çöllere ektiklerine?
Fırat ve Dicle neden oluşur?
Sudan oluşur elbet,
fakat suyun rengi olmadığı halde onlar hep kan kızılıdır.
Suyun tadı da yoktur, fakat onlar
tarih yangınlarının tadını taşırlar hep.
Suyun kokusu da yoktur, fakat öldürülen kızlarımızın
İncittim seni, sevgilim,
parçaladım ruhunu.
Doğru anla beni.
Herkes biliyor kim olduğumu,
fakat bu kendim
Burada buldum sevgiyi. Kumda
doğmuştu, büyüdü sessizlikte, dokundu
sertliğin çakmaktaşına ve karşı koydu ölüme.
Burada insan birleştiren hayattı
el değmemiş ışık, hayatta kalan deniz
ve saldırı ve şarkı ve savaştı
Dokuz zina, 12 gizli ilişki, 64 fuhuş ve
neredeyse tecavüz sayılabilecek bir şey,
Dinlenir gece vakti kırılgan dostumuz Florialis’in ruhunda,
Ve gene de öyle sessiz ve tavırlarında öyle içe kapanıktır ki
Hem kansız hem de cinsiyetsiz olduğu sanılır.
Tam tersine, cinsel birleşmeden başka bir şey hakkında
Hüzün Gondolu No:2
I
İki yaşlı adam, kayınpeder ve damat, Liszt ve Wagner, kalıyorlar
Canal Grande kıyısında,
Dokunduğu her şeyi Wagner’e dönüştüren
Artık yürüyüşe çıkamıyorum yollarda: yüzüm kızarıyor kalçalarımın genişliğinden ve gözlerimin altındaki kara çizgilerden. Ama gel çiçek vazolarıyla ve yanıma koy onları, ve daha uzunca çal benim için sitarını: O'nun hatırı için boğmak istiyorum kendimi güzellikte.
Uyuyan için okuyorum bu unutulmaz dizeleri. Saat be saat
emiyorum balkonda gürbüz gün-ışığını. Bir yemiş gibi damıtmak istiyorum balı özüme. Çam-ormanından esen yel yalıyor yüzümü.
Işık ve rüzgârlar boyayıp yunuyor kanımı, benim yunup arındıracağım şeyi seviyorum da ondan, nefret etmiyorum, sızlanmıyorum, seviyorum yalnızca.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla