İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Sakin dur, sessiz ol ve bekle
Büsbütün boş ve sessiz ol
Saatin tik takları için önkoşul bu
gece olduğunu söylemekten başka
hiçbir şey söylemeyen bu ölü elektrik ışığı için
boş mekânda bir yere

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Sakinim. Sakinim. Korkunç bir şeyden önceki sakinlik bu:
Rüzgârın yürüyüşünden önceki sarı dakikadır bu, ki o vakit
Yapraklar çevirirler ellerini, solgunluklarını. Öyle sessiz ki burası.
Çarşaflar, yüzler, beyaz ve durmuş, saatler misali.
Sesler çekilip yiter ve yassılaşır. Rüzgârı kesmek için
Yassılaşır parşömen perdelerde görünür hiyeroglifleri.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yeşil bir gecenin arasından abanmaktadır
salyangoz, çünkü çimen suyla ağırdır
ve salyangozun yaptığı parıltılı yolla
karşılaşır; koyulaştırır
yağmur yeryüzünün karanlığını orada.
Kımıldar arzunun ormanında,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Saf Şiir Soyuttur

Neyle iki büklüm olur gün? Bizim Güzel Dünyamız’ın
Konferansçısı oluşturur kendi kendisini
Ve gezegen gülünün kenarını bastırır ve sola kıvırır uygunca,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Okyanussu taşlar, sahibi değilsiniz sizler
ilkbaharla başakların arasında
bereketli topraktan yükselen o maddenin.

Üzümlerin arasında salınan
mavi dokunuşu havanın tanımıyor

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Zincirli, dumanlı, kendisinin
ihanet makinesine, ihanetlerine bağlanmış,
gidiyor ihanet edilmiş hain ateşlere.

Fosfor gibi ışıldıyor böbrekleri
ve bulanık, inançsız asker ağzı

Devamını Oku
İsmail Aksoy

O çok güzel Normandiyalı yosmanın gözlerinde
Birdenbire keşfetmek
British Museum’daki o çok bilge çalışanın gözlerini.

Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Pan öldü. Ulu Pan öldü.
Ah! Eğin başlarınızı, bütün
Kızlar,
Ve örün O’na tacını.

Yapraklarda yaz yok,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

(Paris Botanik Bahçesi’nde)



O daimi parmaklıklardan öyle bıktı ki,
hiçbir şey barındıramıyordu bakışı.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

İlkbahar...
Amma da uzun...
Gongula...



Devamını Oku