Hepimizin bildiği bir şey
hayat
çok şey getirir beraberinde
çok şey götürür beraberinde
hayata karşı bir garezim falan yok
benim için o kadar da doğal değil artık
Hayat denizi savurup duruyor beni devamlı.
Dalgalardan dağlar çıkarıyor düşman önüme dahası.
Yiğit dümenciler! – Kollayın beni!
Mesrop Mastotz
Hayat dolu şimdi, yoğun, görünebilir,
Ben, kırk yaşında Birleşik Devletler’in sekseninci yaşında,
Yüzyıl sonra ya da yüzlerce yüzyıl sonraki birine bunlar
Henüz doğmamış olan seni arıyor bu dizeler.
Bunları okuduğunda görünebilir olan ben görünmez olurum,
Bırak başkaları oyalansın kemik evlerle...
Elmanın çıplak renklerine sahip dünya:
Irmaklar sürüklüyor kendisiyle
madalyalardan bir zenginliği
ve her yerde oturuyor uysal Rosalína
ve Yoldaş Juan...
Hayatımız bir tekerlek. Gıcırdar kader: “Yukarı! Aşağı!
Yukarı! Aşağı! ” Hepimiz uçup gideriz! Böylelikle
Biçimlendirir bir marangoz beşikleri ve tabutları;
Bu ve şu ölür, fakat marangoz çalışır durur hep.
Dörtnal geçer hayat:
Sanki bir at
Haydan gelip gider huya, heyhat!
Oy, hissederim
nasıl da kötüleşerek yanımda
olduğunu, insanlar arasında utkulu!
Çünkü bilmezsin,
görmediğin binlerce yüzün
Dümdüz çayırlardaki çiy gibi
Düşer hayat sözü
Hırıstiyanın hasta yatağına,
Umut bulutlarda,
Ve ölüme karşı büyürken avuntu
Ondan sonrası ilk hasat,
Hayli yol kat ettiğinde insan benim gibi anlamsızlıkta
her bir sözcük yeniden ilgi çekicidir:
verimli topraktaki keşfi
arkeolojik bir kürekle döndürür gibi:
O küçük kelimesin sen
belki bir cam boncuk
Daha önce boğa adamdı
Çanak kralı, benim şanslı hayvanım.
Havalı arazisinde kolaydı nefes almak.
Güneş otururdu onun koltukaltında.
Küf tutmadı hiçbir şey. Küçük görünmezler
Hizmet ettiler onun ayaklarına ve ellerine.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla