Uykudan uyandığımda bir gül taciri gördüm,
Gülü yüreğe değiştirdiğine çok sevindim,,
Gülü yüreğe değiştiriyordu.
Sayrılık ve yara dolu bir yüreğimiz vardı,
Önce inanmadım gülü yüreğe değiştirdiğine.
Bedeninin üstünden gider bulutlar
Yüksekte, yüksekte ve buzsu
Ve biraz yassı, sanki yüzerler
Görünmez bir cam üstünde.
Kuğuların aksine,
Güller
Güllerin zamanı aktığında
vazoya, çalılığa, tarha
ve dökülüp yittiğinde yapraklar,
düşer gözyaşları da.
Yalnız güneş gökyüzü denizinde
çimen iteliyor solgun yaprakları köşeye
iplerde danseden çoraplar
Seksek çiziliyor ustaca kaldırımlara
sallıyor ipi çocuklar daha önceki çocukları
İstersen yoksun bırak beni ekmekten,
yoksun bırak beni havadan, ama
yoksun bırakma beni gülüşünden.
Yoksun bırakma beni gülden,
kopardığın süsenden,
Ağladım hayatımın günahlarına, topladım hepsini bir araya,
Günahlarımın küçük bohçasıyla katıldım gök kervanına.
Meleğim göründü bana ve dedi ki: “Nereye gidersin? Yanıt ver!
Böylesi bir yükle gelenler yakışmazlar Cennet’e! ”
Abartılmış şehvetten ve kül düşlerden
taşıyorum soluk bir kuşağı, görünür bir sonucu,
yalnız yaşayan metalik bir rüzgârı,
açlıkla giyinmiş ölümlü bir hizmetkârı,
ve ağacın altındaki serinlikte, kendi yıldız gücüyle
çiçekleri aşılayan güneşin özünde,
Bugün senin için: uzunsun
Şili’nin bedeni gibi ve hassassın
anason çiçeği gibi,
ve her bir dalında taşıyorsun
silinmez ilkbaharımızın şahitliğini:
Bugün günlerden ne? Senin günün.
Gündüz Erimesi
Alazlanan pullar yapıştırarak gönderdi mektuplarını sabah havası.
Parlıyordu kar ve hafiflemişti tüm yükler - bir kilo
700 gram ağırlığındaydı, daha fazla değildi.
Güneşle portakallar arası
ne kadardır metre hesabı?
Alazlı yatağında uyurken
kim uyandırır güneşi?




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla