Magellan Boğazı’nın kumsallarında bulduk seni,
yorgun kadın gemici, fırtınada kıpırtısız
tatlı ve gergin göğüslerinin çok sık
göğüs gerdiği gibi, bölünmüş arasında meme uçlarının.
Kaldırdık seni bir kez daha Güney’in denizi üzerine, fakat şimdi
Bir gözetleme deliği tanırım
bakar da durur gökyüzüne
dercesine:
Sen ne kadar uzun boyluysan
öylesine derinim ben de,
Gökağa!
Su kıyısında bir gül görüyorum, bir küçük tas
kızıla çalan sarı renkli göz kapaklarıyla,
havalı bir sesle taşınmış yukarıya:
yeşil yapraklardan bir ışık dolaşıyor kaynakları
ve dönüştürüyor ormanı yalnız yaratıklarıyla
berrak ayaklarında:
Bir Sadelik Taraftarına Mektup
Şu heybetli heykel
Ki durdu ayaklarını açarak
Denizin kıskanç saldırılarına karşı
(Çabalayarak, dalga dalga,
Bir şatom olduğunu söyleyen
o kutsal senatör
paylaşmış mıdır şimdiden
cinayet pastasını yeğeniyle?
Uzuvları koparılmış uzay, tahıla doğru
ezilmiş askerler, kırık
nallar, kırağıyla taş arasında buz soğuğu,
zalim ay.
Yaralı bir kısrak gibi ay, kömürleşmiş
Eve dayıyor ağzını fırtına
ve üflüyor bir ses gelsin diye.
Huzursuzca uyuyorum, dönüyorum yatakta, okuyorum
kapalı gözlerle fırtınanın yazdığını.
Fakat çocuğun gözleri büyüktür karanlıkta
Bir Kış Gemisi
Ahım şahım iniş alanı yok bu iskelenin.
Kırmızı ve turuncu mavnalar doldurur burayı,
Bağlanmışlar rıhtıma, eski, cırlak renkli,
Ve görünüşe göre dayanıklı.
Ağaç geldi girdi ellerime,
Özü yükseldi kollarıma doğru,
Büyüdü ağaç göğsümde -
Aşağı doğru
kollar gibi büyüyor dallar benden dışarı.
Bir Küvet Hikâyesi
Gözün fotoğraf odası
kaydeder sade boyanmış duvarları, elektrik ışığı
kırbaçlarken su tesisatının krom sinirlerini;
böylesi bir yoksulluk saldırır benliğe; çıplak




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla