İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Magellan Boğazı’nın kumsallarında bulduk seni,
yorgun kadın gemici, fırtınada kıpırtısız
tatlı ve gergin göğüslerinin çok sık
göğüs gerdiği gibi, bölünmüş arasında meme uçlarının.

Kaldırdık seni bir kez daha Güney’in denizi üzerine, fakat şimdi

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir gözetleme deliği tanırım
bakar da durur gökyüzüne
dercesine:
Sen ne kadar uzun boyluysan
öylesine derinim ben de,
Gökağa!

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Su kıyısında bir gül görüyorum, bir küçük tas
kızıla çalan sarı renkli göz kapaklarıyla,
havalı bir sesle taşınmış yukarıya:
yeşil yapraklardan bir ışık dolaşıyor kaynakları
ve dönüştürüyor ormanı yalnız yaratıklarıyla
berrak ayaklarında:

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir Sadelik Taraftarına Mektup

Şu heybetli heykel
Ki durdu ayaklarını açarak
Denizin kıskanç saldırılarına karşı
(Çabalayarak, dalga dalga,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir şatom olduğunu söyleyen
o kutsal senatör

paylaşmış mıdır şimdiden
cinayet pastasını yeğeniyle?

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Uzuvları koparılmış uzay, tahıla doğru
ezilmiş askerler, kırık
nallar, kırağıyla taş arasında buz soğuğu,
zalim ay.

Yaralı bir kısrak gibi ay, kömürleşmiş

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Eve dayıyor ağzını fırtına
ve üflüyor bir ses gelsin diye.
Huzursuzca uyuyorum, dönüyorum yatakta, okuyorum
kapalı gözlerle fırtınanın yazdığını.

Fakat çocuğun gözleri büyüktür karanlıkta

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir Kış Gemisi

Ahım şahım iniş alanı yok bu iskelenin.
Kırmızı ve turuncu mavnalar doldurur burayı,
Bağlanmışlar rıhtıma, eski, cırlak renkli,
Ve görünüşe göre dayanıklı.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ağaç geldi girdi ellerime,
Özü yükseldi kollarıma doğru,
Büyüdü ağaç göğsümde -
Aşağı doğru
kollar gibi büyüyor dallar benden dışarı.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir Küvet Hikâyesi

Gözün fotoğraf odası
kaydeder sade boyanmış duvarları, elektrik ışığı
kırbaçlarken su tesisatının krom sinirlerini;
böylesi bir yoksulluk saldırır benliğe; çıplak

Devamını Oku