Ey çimen yaprağındaki çiy tanesi kadar berrak
beyaz ipek yelpaze,
Bir kenarcığa bırakılmışsın sen de.
Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Fıskiyeler kurumuş ve güller solmuştur.
Ölüm tütmektedir. Yaklaşır günün.
Küçük Buda’lar gibi semirir armutlar.
Mavi bir buğu kaplar gölü.
Balıkların çağı arasından kımıldarsın,
Manolya Yığınları
Martı çığlıkları arasında buraya kadar
salınarak çıktık kırmızı benekli yadigârların
solgun labirenti, kavkıları ve pençeleri arasından
Geceleyin, hayli
Beyazca, tedbirli,
Sessizce hayli,
Bulup humusta dayanağını
Ayak parmaklarımız, burunlarımız,
Elini tuttuğunda elim
unuttum parmaklarımı.
Gece sana şiir yazmak istedim
fakat yazacak parmaklarım yoktu.
Ertesi gün buluştuğumuzda
dedin ki: Dünkü şiiri
Bana öğüt vermiş olanlar
her gün daha da delileşti.
Çok şükür aldırmadım onlara
ve taşındı hepsi birlikte yaşadıkları
ve geniş gölgeli şapkalarını
sürekli değiştirdikleri başka bir kente.
Bana tanımadığım kişiyle kardeşliği verdin.
Bütün yaşayanların gücünü verdin bana.
Bir doğum gibi verdin bana yeniden yurdumu.
Yalnız olanın sahip olmadığı özgürlüğü verdin bana.
İyiliği bir ateş gibi yakmayı öğrettin bana.
Ağacın gereksindiği düzlüğü verdin bana.
Ayı balıkları doğuruyor
buz soğuğu bölgelerin derinlerinde,
alacakaranlıkta yeraltı mağaraları oluşturuyor
okyanusun son uçurumunu;
Patagonya'nın inekleri
ayırıyorlar günden kendilerini
Bir ağacın dibine sıkıştırdık Valdivia'yı.
Yalnızca sabah bir yağmur mavisiydi
soğuk ipleriyle örtünmemiş bir güneşin.
Bütün şöhret, bu gümbürdeyen gökgürültüsü,
dinlendi karma-karışık bir halde
Kahvaltı tabaklarını tıkırdatırlar bodrum mutfaklarında,
Ve hissederim çiğnenen sokak köşeleri yanında
Çit kapılarında umutsuzca filizlenen
Yapış yapış ruhlarını oda hizmetçilerinin.
Sisin kahverengi dalgaları fırlatır bana




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla