İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Ko-kaku-ro’dan gider Ko-jin batıya,
Duman çiçekleri bulandırır ırmağı.
Yapyalnız yelkeni lekeler uzak gökleri.
Ve yalnızca ırmağı görürüm şimdi,
Göklere erişen uzun Kiang’ı.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Kibir Panayırı

Kesif ayazlı hava arasından
Yan yan gider bu cadı, çarpıktır parmakları, sanki
Yakalanmış tehlikeli bir çevreye ki
Sadece bunun devam etmesiyle

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Reşko ve Cilo harman savuran kızın memeleridir
Oturmuş cıgara sarar emmiler
Bir çay daha demlenir şimdi bizim orda
Bir çay daha kar suyundan
Bir muhabbet daha koyulur
Orda, mor dağların ardında

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Kim çalışır toprakta daha çok
insan mı yoksa mısırın güneşi mi?

Kim sever toprağı daha fazla
çam ağacı mı yoksa gelincik mi?

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Kimdi acaba seni sevmiş olan o kadın
düşte, yatıp uyurken sen?

Nerededir bütün o düşlenilen şeyler?
Başkalarının düşlerine mi giderler?

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Kimdir bu, bu mavi, bu öfkeli oğlan?
Işıltılı ve garip, sanki savrulmuş bir yıldızdan.
Öyle öfkeli görünüyor ki!
Uçmuş odanın birine, ardında bir çığlıkla.
Solar mavi renk. Her şeye rağmen O bir insan.
Kırmızı bir lotus açıyor kandan çanağında;

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Denizin dışladığı, dövülmüş
Antarktik köpekler,
sustalı bir bıçakla kesilmiş
yerlilerin mağrur boyunlarına
piyasa fiyatını ödeyen toprak ağalarının
ölü kemiklerinin üzerinde

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Göğün tenekesini tadabilirim – gerçek teneke neyse onu.
Metal rengidir kış şafağı,
Mekâna kaskatı pekişmiş ağaçlar yanmış sinirler misali.
Bütün gece yıkımın rüyasını gördüm, imhanın –
Kesik gırtlakların montaj hattını, ve seni ve beni
Milim milim çıkarken o gri Chevrolet’ten, çimenliklerden damıtılmış

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Boşum, çınlarım en küçük ayak sesinde,
Sütunlarıyla, revaklarıyla, kubbeli odalarıyla debdebeli, heykelsiz bir müze,
Avlumda bir pınar çağıldar ve gömülür kendi içine,
Rahibe gönüllü ve dünyaya kör. Koku niyetine
Salar solgunluklarını mermer zambaklar.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Kolay zamandır bu, yapacak bir şey yoktur.
Ebenin sarmallarını fırıl fırıl döndürdüm,
Balım var,
Altı kavanoz,
Altı kedinin gözleri şarap mahzeninde,

Devamını Oku