Ve benim ne önemim vardır
unutuluşun mahkemesinde?
Hangisidir betimleyen
geleceğin sonuçlarını?
Evet ya! Bir şairim ben ve döksün
Mezarımın üstüne gül yapraklarını bakireler
Ve mersinleri erkekler, katletmeden önce
Günü karanlık kılıcıyla gece.
Heyhat! ne sen ne de ben
Veda et, elveda, elveda,
Veda et kızlık günlerine.
Mutlu Eros kur yapmaya gelmiş
Sana ve bakireliğine –
Bu kemer güzelleştirsin seni
Ve sarı saçlarını kuşatan bu saç filesi.
Ve günler yeterince dolu değildir
Ve geceler yeterince dolu değildir
Ve sallamadan otları kayıp gider
Hayat bir tarla faresi misali
Ve ne dedi acaba yakut
narların şerbeti önünde?
Fakat Cuma’dan sonra gelsin diye
neden ikna edilemez Perşembe?
Ve nedir gecede dövülen şey?
Gezegenler mi yoksa nallar mı?
Seçmek zorunda mıyım bu sabah
ya çıplak denizi ya da gökyüzünü?
Ve ne kadar yaşar insan topu topu?
Bin gün mü yaşar, yoksa bir gün mü?
Bir hafta mı ya da birkaç yüzyıl mı?
Venezüella’da mı olmuştu
ışığın yaratılması?
Nerededir denizin merkezi?
Niçin koşuşturmuyor dalgalar oraya?
Vermeer
Korunmuş dünya yok... Duvarın hemen arkasında başlar gürültü
başlar meyhane kahkahayla ve mızmızlanmayla,
diş sıralarıyla gözyaşlarıyla saatlerin homurtularıyla
ve o deli kayınçoyla, herkesin karşısında titremesi gereken
Artık bu şekilde söyleyemezsin.
Güzellikle başın belâda ise çıkmalısın
Açık havaya, bir derleniş toplanışa,
Ve dinlenmelisin. Kuşkusuz hangi gülünç şey gelse de başına
Hepsi TAMAM. Daha çoğunu istemek tuhaf davranman olur
Senin, çok çok sevgilisi olan senin,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla