Koni gibi yuvarlak salyangozlar
deniz kızlarının memeleri midir?
Ya da taşlaşmış dalgalar mıdır
ya da köpüğün kımıltısız oyunu mu?
Bildik sedef dalları yalnızca, denizin
ve göğün haleleri, bir defne rüzgârı
sizler için, meşe ormanının kahramanları sizler,
kontra tankçılar.
Sizler savaşın gecesel
uçurumundaydınız
40 numaralı otobüsle Njalsgade’den Österbro’ya giderken
şimdi beş değişik kadına
tekrar aşık oldum beş kere.
İnsan nasıl denetleyebilir ki hayatını
bu şartlar altında?
Kadınlardan biri kürklüydü, bir başkası kırmızı lastik çizmeliydi.
Takma bir isim uydurur bu adam
Ve arkasına sokulur bir solucan gibi
Telefondaki bu kadın
Bir erkek olduğunu, bir kadın olmadığını söyler.
Bir polis aracının caddede durduğunu görme korkusu.
Gece uykuya dalma korkusu.
Uykuya dalamama korkusu.
Geçmişin ayaklanması korkusu.
Şimdinin kaçacak olması korkusu.
Gecenin ölüsünde telefonun çalma korkusu.
Burada duralım haydi, katedralin yakınında. Burada bekleyelim haydi.
Tehlike mi sürükledi bizi? Güvenlik bilgisi midir ayaklarımızı
Katedrale doğru sürükleyen? Fakir bizler için,
Cantenbury’nin fakir kadınları için hangi tehlike olabilir ki?
Alışık olmadığımız hangi dert var ki? Bizim için tehlike yok,
Ve katedralde güvenlik yok. Gözlerimizin bizi tanık olmaya zorladığı
Ey Efendim, kurtar beni mükemmel niyeti ve kirli bir yüreği olan
adamdan, çünkü her şeyden daha çok hilekârdır
ve umutsuzca kötülük peşindedir yürek.
Horonit Sanballat ve Ammonite Tobiah ve Arap Geshem
halk ruhunun ve gayretin kuşku duyulmaz adamlarıydı.
Koru beni bir şey elde edebilecek düşmandan
Kartal süzülüp yükselir gökyüzünün zirvesinde,
Döngüsünü izler Avcı köpeğiyle birlikte.
Ey konumlanmış yıldızların daimi devri,
Ey kararlı mevsimlerin daimi tekrarı,
Öter mi o kuş Güney’de?
Fırtınanın karaya sürüklediği, deniz kuşudur haykıran sadece.
Baharın belirtisi nedir bu yıl?
Eskinin ölümü yalnızca: ne bir ses, ne bir filiz, ne bir esinti.
Günler uzamaya başlar mı?
Daha uzun ve daha karanlık gün, daha kısa ve daha soğuk gece.
Eğer
Çiçek yapraklarının çimene değişinden
Daha hafif bir dokunuş olsaydı
Ah gene de çok ağır olurdu,
Çok ağır!




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla