Bana baktığında çiy altındaki çimen kadar
güzelleşiyorum
Uzun otlar anımsamıyor benim gururlu
çehremi, yürüdüğümde ırmak boyunca.
Utanıyorum kederli ağzımdan ötürü,
Yüreğim bu kavgada,
Kazanacak halkım. Bütün halklar
kazanacak bir bir.
Bu acılar
sıkılacak mendiller gibi
Ta ki bütün gözyaşları akana dek
Bayramsıdır halkın utkusu,
büyük zafer ilerlediğinde
ışıldar kör patates ve göksel
üzüm toprakta.
Tam şimdi,
Tuhaf durgun alacakaranlıktan
Dışarı … öyle tuhaf, öyle durgun …
Beyaz bir pervane uçtu. Niçin
Böyle soğuk büyümüşüm ben?
Uydu Gözler
Toprak pürüzlüdür, ayna değil.
Sadece en kaba ruhlar
görmeye çalışırlar kendilerini orada: Ay
ve Buz Çağı.
Yanal titreşimler okşar beni,
Sıçratır ve okşar beni,
Dokunaklı bir şekilde iyiliğim için çalışırlar,
Bütçemin iyi olmasını sağlarlar.
Kargılı kadın hazır bekler.
Uykudayken görürüm O’nu, kırmızı korkunç kızımı.
Bizi ayıran camın ardında ağlamaktadır.
Ağlamaktadır, ve kızgındır.
Kediler gibi kavrayan ve rendeleyen çengeller misali ağlayışları.
Dikkatime tırmanıyor kızım, bu çengeller sayesinde.
Karanlıkta ağlıyor, veya bizden uzakta
Sadece bir çeşit kopya kağıdıdır gece,
Siyahlaşan mavi mürekkep, yıldızların çok dürtülmüş döngüleriyle
Işıkta belirir, her bir dikiz deliğinden –
Kemik beyazı ışık, ölüm gibi, ardında her şeyin.
Yıldızların gözleri ve ayın açık ağzı altında
Çöl yastığı acı verir O’na, yayar ince,
Uyu şimdi, ah uyu artık,
Ey uslanmaz yürek!
”Uyu şimdi” diye bağırdığını bir sesin
İşitir yürek.
Kapıda tak tak




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla