Teninin gözleri,
bedeninin ışık pınarları,
sınırlar gölgenin alanını.
Kokun çizer
dumanda ve taşta.
Dikey Dururken
Dikkatimi yoğunlaştırdığım bir ânda başardım tavuğu yakalamayı, elimde tutup ayakta duruyordum. Tuhaftı, tavuk gerçekten canlı gibi gelmiyordu bana: kaskatı, kuru, 1912'den gerçekleri haykıran beyaz tüylü yaşlı bir kadın şapkası gibiydi. Gök gürültüsü asılıydı havada. Tıpkı çok eski bir fotoğraf albümünü açtığınızda, artık fotoğraflardaki kişileri tanıyamayacağınız kadar eski bir koku yükseldi zemindeki tahtalardan.
Tavuğu çitlere taşıdım ve salıverdim orada. Bir anda müthiş canlandı tavuk, kendisine geldi ve kurallara göre sıçramaya başladı. Tavuk çiftliği tabularla doludur. Fakat etrafındaki topraklar sevgi ve sisu doludur. Alçak bir taş duvardır yarı büyümüş yeşillikler. Alacakaranlık bastırırken başlar taşlar hafifçe ışımaya inşa eden ellerin yüzyıllık ısısıyla.
Fakat yatay durmayı yeğlerdim.
Mineralleri ve anne sevgisini soğurarak
Her Mart pırıl pırıl yaprak açacak
Bir ağaç değilim ben; toprakta değil köklerim.
Payıma düşen Ah’ları cezbeden
Ve yakında yapraksız kalacağını bilmeyen
Bir koku kaldı geriye şekerkamışı tarlalarında:
bedenden ve kandan bir karışım, iç bayıltıcı
iğrenç bir taç yaprağı gibi.
Hindistan cevizi ağaçları arasında doldu mezarlar
ezilmiş kemiklerle ve dilsizleştirilmiş can çekişle.
Nazik satrap konuşuyor
Ama yangından sonra
nerdeyse heceleyebilir
insan kendini çimenin damarlarına
bir kaç gün yaşayan sineğin yolu
örümcek ağı
Dilek
Ah izin ver doğru yaşamama
ve bir gün doğru biçimde ölmeme;
böylelikle kötü de olsa iyi de
dokunabileyim gerçekliğe.
Katedrallere yaslanmış, bağlanmış
duvara, sürüklüyorlar
ayaklarını, bohçalarını, siyah bakışlarını,
soluk benizli, gotik çatı canavarları,
onların basit yemek çıkınları,
ve oradan, taşın
Dillerinin nasıl çevrileceği hakkında
nasıl hemfikir olmalı kuşlarla?
Nasıl demeliyim kaplumbağaya,
yavaşlıkta onu geçtiğimi?
Şarkı söyleyerek dolandım
Avrupa’nın
üzümleri
ve rüzgâr arasında,
Asya’nın rüzgârıydı bu.
Dinle canân, dinle
Sevdiğinin sesini;
İnsan üzülmeli
Dostluk bittiğinde.
Bilmeli ki insan




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla