VIII
yorgun ağaç kurtaramaz kandan kendini
ve çaresizlik kaldıramaz onun dallarını
sahte yalınlık söyleyemez gerçeği
X
nefretin siyah mıknatısı soğurdu içine kaçışımızı
ve ıstırap kapatır çanağını ve dilenmez artık
hastalığın işine bakmasına yargılı
XI
ve yeryüzünün baharında sadece daha derine batarım
ki büyür ağzımda ellerimde gırtlağım
vadideki alacakaranlık hızlandırırken adımlarını
XII
gün giyinir rüzgârın buruşuk giysisini
ve ne onlardan nefret eden ne de onları tutabilen
aşık dallardan ve yapraklardan ayırırlarken kendilerini
XIII
ölümün beyaz dorukları ardında kaç tane menzil
bırakmamalıyım ki sen kollarımdayken
sadece bu dürbünün görüntüleriyle vedalaşmak için
XIV
oyulmuş siste şafağı söktü bir nilüfer göğünün
ve kamaşmış ağaçlar salladı sıçrayış tahtalarını
bahardı ve katladım dürdüm çölümü
XIX
el yordamıyla arar ve birbirlerinin vaatlerine yük olur eller
bir ayak tüketir adamın ağzını fakat avutur takat
rüzgâr gülünün pas tutmuş unutkanlığı yarar etimizi
XL
ve hiçbir şey anlamayan hiçbir şey hatırlamayacak
yaralarını bakır levhalarla süsleyen bir zaman hakkında
fakat kalan neyse kök salmayacak belleksiz
XV
davullar yürür sabah ışığının idam alanında
ve bir beden uyanır sönmüş bir ruhun aylasında
nereye ait olduğunu bilmez bir elin renkleri solar
XVI
ölüme yürüyen kaldırır bir deri bir kemik elini
vadi üstünde dönerek kayan bir uyarı için
boşluğun buzsu tınlamaları kamçılar adamın safiyetini




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla