İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Milena, yüzün külrengi
yorgunsun kışın ağır havası gibi.
Yok oluyor birileri daima.
Ölüyor onlar, Milena,
şimdi öleceğin
ve öleceğim gibi,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir sürü dağın yamacından geldin
Mina, katı sudan bir iplik gibi.
Aydınlık İspanya, berrak İspanya
getirdi seni dünyaya acıyla, sen ey yılmaz
ve barındırıyorsun tırmalayan dağ dalgasının
parıldayan sertliğini.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Sonra tuzdan ve altından
o yüksek taşa
tırmandım, metallerin
gömülmüş cumhuriyetine:
bir taşın diğerine
kara bir balçıkla yapıştığı

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Metallerin anası, yaktılar seni,
ısırdılar her yanını, işkence ettiler sana,
kemirmedik yer bırakmadılar vücudunda, sonraki günlerde
artık koruyamayınca seni putlar
çürüyesin diye bıraktılar seni.
Sarmaşıklar vahşi ormanın tepesine tırmanmakta

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Mısırın mülkiyetindeki
altınları saydın mı hiç?

Biliyor musun sisin yeşil olduğunu
Patagonya’da öğle saatlerinde?

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Çengellerden bir değirmendir hava –
Cevapsız sorular, yazları çamlar altındaki
Siyah havanın kokmuş dölyataklarında
Öpüşleri dayanılmazcasına batan
Sinek misali boğulmuş ve ışıldar.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Balbao ölüm ve yabanıl toynak getirdin sen
tatlı yurdun uzak köşelerine,
ve ruhun avcı-köpeklerinin
arasındaydı:
kanlı çeneleriyle yakaladı Leoncico
kaçan köleyi,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ey kırışmış yurdum, yemin ediyorum: külünde
doğacaksın bir çiçek gibi sonsuz sudan,
yemin ediyorum: senin kuruyan ağzından fışkıracak
ekmeğin taçyaprağı ve israf olmuş,
kutsanmış başak. Lanet olsun,
lanet, lanet olsun toprak arenasına gelen

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yumurta beyazı örtüyü lekelemiş yeşil arsenik,
Ezilmiş çilekler! Gel, şenlensin gözlerimiz.

Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Quis hic locus, quae regio, quae mundi plaga?



Hangi denizler hangi kıyılar hangi boz kayalar ve hangi adalar
Hangi sular okşar pruvayı

Devamını Oku