İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Büyük ölüm, demir grisi kanatlı kuş, sen değildin
zavallı mirâsçısı aceleyle hazırlanmış öğünler arasında
evlere taşınan boş derisinin altında:
en son çürümüş halat artığıydı O,
döğüşmeye gelmemiş göğüsten bir atom
ya da alna düşmemiş çiy gibiydi.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Araştırdığım karanlığı göremiyorum artık.
Gemi direği yapılacak ağacın sürekli sevincini duyuyorum,
ormanların kalıtına sahibim, yolu yalayan rüzgara
ve dünyasal ışığın altında seçilmiş bir güne.

Başka kitaplarda hapsolsun diye değil yazdıklarım,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Seni tanımıyorum.
Falla'nın yazdığı kitapta okudum hikayeni,
kar tenli dev, örselenmiş, parçalanmış ve evsiz çocuk.

Uçuyor gülüşün bu sayfalardan ve o kasvetli çamurdaki,
yağmurdaki ve terdeki şarkılar muz işçileri arasından.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Diyorlar ki, benim bedenimdeki hayat zayıfladı, ki damarlarım boşaldı üzüm-ezecekleri gibi: bense yalnızca hafiflediğini hissediyorum memelerimin derin bir iççekişten sonra!

- Kimim ben diye soruyorum kendime, ki bir çocuğu dizlerimde avutacak olan ben?

Ve yanıtını kendim veriyorum:

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ekinkargalarıyla, Kış Manzarası

Taş savak arasından düşer değirmen arkındaki su
siyah gölete baş aşağı
ki orada, pestenkerani ve mevsimsiz, bir yalnız kuğu
kar misali lekesizce yüzer, o beyaz yansımayı

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yurdum, yurdum benim, dönüyor yeniden kanım sana.
Fakat yalvarıyorum sana annesine yalvaran
ağlamaktan boğulacak çocuk gibi.
Kabul et
bu kör gitarı
ve bu yitirilmiş alnı.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Seni sevmek yeni bir dil öğrenmek gibi
Tutuyorum ellerini, böylece yaratıyoruz birleşmek eylemini
Öpüyorum usulca seni, yumuyorsun kirpiklerini
Böylece yeniden var oluyor 'seni seviyorum' bütün dillerde
Farkında mısın çoğaldığımızın?
Böylece yok oluyor acı bütün sözlüklerde.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Üzüncün miskin olduğu yerde
konuşur çıkarlar,
başka bir çeşit ölüm başlar orada.


Erik Stinus (d. 1934, Danimarka)

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Dağların penceresi! Valparaiso,
taşın ve halk çığlıklarının dövdüğü
kalay!
Saklandığım yerden benimle birlikte bak
teknelerle süslenmiş gri limana,
ayın aydınlattığı kımıltısız suya,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Geldin, saçlarında tarçın kokusu
Ellerin başka türlü kokuyordu
Ve binbir koku karışıyordu birbirine
Ve ayrışıyordu birbirinden
Sonsuz bir dönüşüme doğru akıyorduk seninle
Sana bir de kendimi ekledim usulca

Devamını Oku