Uyuyan birinin yüzüne vurdu gün ışığı.
Daha canlı bir rüya gördü adam
fakat uykusundan uyanmadı.
Güneşin kuvvetli ve sabırsız ışınları altında
başkaları arasında yürüyen birinin yüzüne
Yolunu yitirmiş bu trenler,
utançtan mı öldüler yoksa?
Sarısabır ağacını hiç görmemiş olan kim?
Nereye dikildi
I
(aynaların salonunda Narkissos değil yalnızca
baş dönmesiz taç giyen umutsuzluğunun sütununda
emzirdi sonsuzluğu bir yüz buruşturmasıyla
II
(kaşlar toz rengi omuzlarını silkti
ve soludu kırağı kristallerini aynaların salonunda:
aynalar ve damlayan sular sonsuzluğun dumanı gibi
III
kimdir hâlâ ricacı olan eli fırıldaklı avareye
kimsenin kazazede olmadığı suları sallayan seslere
kimdir sabah akşam suları ovalayan
IV
sırtlarını döner aynalar ve toz kaldırır ışık
talihin at nalı şakırdayıp gider gelinciğin uykusu altında
yaşlanır hakikat ve bakar kendi iskambil falına
IX
fakat önce bir açlık kulesi merhametlice çökmeli
ve uzaklardan aydınlatmalı kaçağın zayıflığını
ıstırabın düşen damlalarını öğreten gözlerinin dilimleri
V
boğanların merdiveninde başı dönerek titrer el
tamahkâr gözyaşları hışırdar bülbülün boş kafesinde
VI
sırdaşından kaçmak için boğuşur maske
ve dinlenmek için kukla
mikroskop altında terk eder yerini hastalık
VII
yaşayan ölülerle ölümün yaşayan arzuları arasındaki
sınırı silen bu sessizlikte burada
iki yarım birleşir çifte körlükte




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla