Çiçeklenme ayı geçti. Toplandı meyve,
Yenilmiş ya da çürümüş. Büsbütün bir ağızım ben.
Ambarların dolum ayıdır Ekim.
Bir anne karnı gibi küflüdür bu baraka:
Eski avadanlıklar, tutamaçlar ve paslı pimler.
Kim yiyip bitirdi gözlerimin önünde
sivilcelerle kaplı bir çekiç balığını?
Kim suçluydu, köpekbalığı mı
yoksa kanla lekelenmiş balıklar mı?
Kiraz ağacının güneşinde
ölümün yaşadığına inanmıyor musun?
Seni de öldürmez mi
ilkbaharın bir öpüşü?
Amerika’mızı büyük, daha da büyük yaptın, hanımefendi.
O muazzam sulardan berrak bir ırmak sundun:
sonsuz kökleri olan büyük bir ağaç verdin:
o derin sulara layık, soyundan bir oğul.
Sevdik onu hepimiz dinleneceğin toprağı örtecek
bütün bu mağrur çiçeklerin arasında,
Ko-kaku-ro’dan gider Ko-jin batıya,
Duman çiçekleri bulandırır ırmağı.
Yapyalnız yelkeni lekeler uzak gökleri.
Ve yalnızca ırmağı görürüm şimdi,
Göklere erişen uzun Kiang’ı.
Kibir Panayırı
Kesif ayazlı hava arasından
Yan yan gider bu cadı, çarpıktır parmakları, sanki
Yakalanmış tehlikeli bir çevreye ki
Sadece bunun devam etmesiyle
Reşko ve Cilo harman savuran kızın memeleridir
Oturmuş cıgara sarar emmiler
Bir çay daha demlenir şimdi bizim orda
Bir çay daha kar suyundan
Bir muhabbet daha koyulur
Orda, mor dağların ardında
Kim çalışır toprakta daha çok
insan mı yoksa mısırın güneşi mi?
Kim sever toprağı daha fazla
çam ağacı mı yoksa gelincik mi?
Kimdi acaba seni sevmiş olan o kadın
düşte, yatıp uyurken sen?
Nerededir bütün o düşlenilen şeyler?
Başkalarının düşlerine mi giderler?
Kimdir bu, bu mavi, bu öfkeli oğlan?
Işıltılı ve garip, sanki savrulmuş bir yıldızdan.
Öyle öfkeli görünüyor ki!
Uçmuş odanın birine, ardında bir çığlıkla.
Solar mavi renk. Her şeye rağmen O bir insan.
Kırmızı bir lotus açıyor kandan çanağında;




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla