Kar Düşer
Cenaze törenleri gelir
daha yoğun ve daha yoğun
tıpkı bir şehre yaklaşırkenki
yol levhaları gibi.
sessizlikte yerken akşam yemeğimi
(ruh - tipide gibi)
biliyorum ki: sen Karaya çıktın
ve bu yüzden kar-yığınlarının enginliği
ve aralarındaki gölgeler şöyle
(ruh - tarlanın dinlenişi gibi)
Panama'da buldu iblisler birbirini.
Orada imzalandı samurların antlaşması.
Tek bir mum bile yanmadı
üçü arka arkaya geldiğinde.
Önce tek gözlü, oldukça yaşlı Almagro,
sonra domuzların kralı Pizarro,
Kargaya konuşmayı öğretiyordu Tanrı.
“Sevgi,” dedi Tanrı. “De ki, Sevgi.”
Ağzı açık baktı karga, ve gümbürdetti denizi beyaz köpekbalığı
Ve kendi derinliğini keşfederek, kıvrılıp gitti dibe.
“Hayır, hayır,” dedi Tanrı. “De ki, Sevgi. Tekrar dene şimdi. Sevgi.”
Buharlı bir sabahta, sürü halindeki dağları gördü karga.
Ve sarmallarında bütün dünyayı barındıran
Karanlık omurgalı denizi gördü.
Siyahta buharlaşıp giden yıldızları gördü, hiç ormanının
Sporlarını karartan mantarlarını, Tanrı’nın zehrini.
Ve titredi Yaradılış’ın dehşetinden.
Efendim, kim yarattı dünyayı?
Bilmiyorum, evlat –
Bak şu sinek tepeciğindeki karıncalara.
Efendim, kim yarattı dünyayı?
Tanrı diyor bazıları -
Porsukağacının siyah parmakları sallanır:
Soğuk bulutlar geçip gider.
Körlere böyle işaret verir
Sağırlar ve dilsizler, ve anlaşılmazlar.
Severim siyah beyanatları.
Senin birader benim çalıları budayacak!
Karanlıkta bırakıyorlar senin evi,
Meraklı bitki,
Omuzumdaki ben,
Kaşınmalı dalgınca,
Kanatılmalı, gerekirse.
Kulak verme benim
sessiz ağlayışıma:
bir çölüm ben
ve ağlamalıyım
Kulak verme benim
Kırmızı topuklu kıza eğilir şehzade,
Süzülür kızın yeşil gözleri, yavaşlarken müzik
Saçı parlar gümüş bir yelpazede;
Şarap gibi kayar ışığa misafirler süzülerek
Uzun cam saray salonunun her sarmalında;




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla