Sahara’da bir kayadaki
tarih öncesi bir resim hakkında:
yüzen karanlık bir biçim
yaşlı bir nehirde, ki gençtir biçim.
Silâhsız ve stratejisiz,
Bu yüzyıl sığınmacı olarak
yaşadım savaştan savaşa,
kitaplarda içtim kanı,
gazetelerde, televizyonda
ve evde,
trende, ilkbaharda,
Yüz Yüze
Şubat’ta durmuştu hayat.
Uçmak istemiyordu kuşlar ve ruh sürtünüyordu
manzaraya tıpkı bağlanmış olduğu
iskeleye sürtündüğü gibi bir teknenin.
Taş, bronz, taş, çelik, taş, meşe yaprakları, atların toynakları
Taşlı yolda.
Ve bayraklar. Ve trampetler. Ve onca kartal.
Kaç tane? Say onları. Ve öyle bir insan kalabalığı.
Neredeyse bilmiyoruz kendimizi o gün, ya da tanımıyoruz şehrimizi.
Budur tapınağın yolu, ve kalabalık olan bizler doldurmuşuz yolu.
Doğal Tarih
Şu ulu hükümdar, Hükümdar Zihin,
Mavi kanlıdır hüküm sürdüğü pürüzlü ülkede;
Kakum kürkünde uzansa bile, bağlanmış olsa da amade,
Zapt etmiş aşkını Saf Felsefe:
Doğrul ruhum, çiy berrağı düşlerden,
Sevdanın derin uykusundan ve ölümden,
Bak işte! İç çekişler içinde ağaçlar
Terk ediyor sabahı öğütlerle.
Usulca tutuşan alazın doğusunda
Geceleri çalışıyorum, kuşatılmışım şehirle,
balıkçılarla, çömlekçilerle, safranla
ve meyvelerle yakılmış ölülerle, sarmalanmış
kızıl muslinle:
balkonumun altından geçip gidiyor bu korkunç ölüler,
şıngırdatarak zincirleri ve bakır düdükleri,
Yıldızlar dönüştüğünde
toprağa ve metale, ve ölüp gittiğinde
onların erkesi ve şafağın kadehi
ve kömür döküldüğünde ve ateş
sunulduğunda meskenlerinde,
düştü deniz yanan bir damla gibi
Doğan birçok kimse
arasında
doğdu biri,
yaşayan birçok kimse arasında
yaşadı,
ve toprağın hikâyesini anlatmadan
İçine soğuk işleyen bir kulübede
Seller altında,
Açlık, korku ve ürperti içinde,
Dostsuz, ebesiz,
Bir oğul doğdu!
Dumanlı bir mağarada,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla