Pan öldü. Ulu Pan öldü.
Ah! Eğin başlarınızı, bütün
Kızlar,
Ve örün O’na tacını.
Yapraklarda yaz yok,
(Paris Botanik Bahçesi’nde)
O daimi parmaklıklardan öyle bıktı ki,
hiçbir şey barındıramıyordu bakışı.
“Gayrı insan değilim artık, niçin insanlık taklidi
Yapayım ki ben ya da kuşanayım o kırılgan kisveyi?
İnsanlar tanıdım, ve insanlar, fakat hiçbirinin özü
Öyle özgür büyümemiş ki, ya da olmamış
Benim olduğum gibi, Element’in sadece kendisi.
Sis geçer aynadan ve ben görürüm!
Dizginsiz Paraguay!
Neye yarar
senin altın geometrinin kağıtlarını
aydınlatan o berrak ay?
Neye hizmet etti düşünce,
sütunlardan kalan miras
Dağdaki açıklamalarınla
Tanrısal gücünü gösterdin,
Övgülüyoruz seni, ey düşüncenin ışığı!
Görkeminin bir ışıltısıyla
Bütün gökkubbeyi aydınlattın,
Ey ay, bütün dünyayı ışıtabilirim diye övünüyorsun.
Fakat bak, kollarımda, yatıyor ay parçası sevdiceğim.
İnanmazsan kaldırayım perdeyi de bak.
Ama sevdiğime aşık olacağından
Ve dünyayı karanlıkta bırakacağından korkarım gene de.
Oy Kaptan! Kaptanım! Tamam oldu korkunç yolculuğumuz;
Her fırtınaya göğüs gerdi gemi, kazandık istediğimiz ödülü;
Liman yakın, duyarım çanları, etekleri zil çalar halkın,
Gözler izler dümdüz ilerleyen mağrur ve cüretkâr teknemizi:
Fakat oy yürek! Oy yürek! Oy yürek!
Oy Kaptanımın buz gibi
Öyle yakındı ki bana sesin
Canını yaktım O’nun,
Çünkü ellerimde buldum yeniden
Ellerini senin.
Söyleyecek söz yok artık
Avluda bağırıyor acı acı bir kuş,
madeni bir para kasada.
Tüyleri biraz hava,
ve yok oluyor ani bir parıltıda.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla