Bulamam yolumu: hiç yıldız yok
Büsbütün örtünmüş göklerde;
Ve yok havada fısıltısı
Yaşayan bir sesin, fakat uzakta
Yitik, şahane müziğin ölçü çizgisi gibi sadece
Duyarım onu, çalınırdı alımlı
Amerika, anmam adını boş yere.
Boyun eğdiğinde kılıç yüreğime,
ruhumda o sonsuz dam akmasına dayandığımda,
pencerelerden
senin yeni günün beni delip geçtiğinde,
bana hayat veren ışıktaki kendim oldum ve olurum,
Merkezi Amerika, uğramışsın kertenkelelerin istilasına,
keskin kokulu terle şişmişsin,
terlemiş yaseminlerinin arasına gitmeden önce,
beni geminde bir lif,
tahtan için kanatlar olarak algıla
ikiz köpükten çıkarılmış
Ben, çevrilmişim ben
hanımelleri ve çorak topraklarla, çakallar ve şimşeklerle,
leylakların zincirlenmiş kokularıyla:
ben, çevrilmişim ben
günlerle, aylarla, sadece benim tanıdığım suyla,
yoncalarla, balıklarla ve sadece benim anımsadığım günlerle,
Takma saç ve üniforma paltolardan önce
vardı ırmaklar, can damarları gibi ırmaklar,
aşınmış dalgalarının tepelerinde kondor ve kar
kımıltısızca dururdu sıradağlarında:
nem ve yabanıl orman da bulunurdu, henüz
adı olmayan şimşek, gezegenimsi bozkırlar.
Amerika'ya özgü kum, bayramlarla dolu
bitkilenmiş toprak, kızıl sıradağlar,
oğullar, eski fırtınalarla
bölünmüş biraderler,
haydi toplayalım canlı mısır tanelerini
toprağa dökülmeden önce,
Dolambaçlı yılanların adları,
o doymaz yutak, yeşil canavarlar
dorukların izdihamında
ülkemin incelmiş
eyerinde, o sert,
topraktan çıkarılmış ayın altında
Anam görmeye geldi beni; oturdu yanı başıma, ve hayatımızda ilk defa o ürkü veren an hakkında konuşan iki kızkardeş gibiydik.
Titreyerek duyumsadı karnımı ve açtı göğüslerimi usulca. Ve elleriyle dokunurken duyumsadım açıldığını içimin usulca ve bir süt dalgasının memelerime yükseldiğini.
Kızararak ve şaşkın bir şekilde anlattım O'na ağrılarımı ve bedenimdeki ürküyü; bağrına gömdüm sonra başımı ve kollarında ölesiye ağlayan küçük bir kız oldum yeniden.
Araukanya boğdu gülün
şarkısını vazoda, kesti
ipleri yirmibeş yıl önce evlenmiş
gelinin örgü sandalyesinden,
şanlı Machi indi merdivenlerinden,
ve dallanan ırmaklarda, balçıkta,
“Şilili deniyor ona” diyor benim hakkımda bu solucanlar.
Çekip almak istiyorlar ayaklarımın altından anayurdu,
parçalamak istiyorlar seni, kesip biçmek kirli bir
iskambil oyununda ve dağıtmak istiyorlar seni kötü et gibi.
Sevmiyorum onları. Sanıyorlar ki şimdiden ölmüşsün,
kesip biçilmişsin, ve onların kirli emellerinin sefahat âleminde




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla